|
|
diloş
Yönetim Kurulu Üyesi
     
BAŞARI: 12
Offline
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 772
|
 |
« Yanıtla #1 : Eylül 16, 2007, 08:11:46 ÖS » |
|
Annem Bu dizinin ana fikri kadın! Kanal D’de bu akşam yeni bir dizi başlıyor. İhanet yüzünden eşinden boşanan ve kızını tek başına büyüten bir kadının zorlu hikáyesini konu alan "Annem" adlı dizinin başrollerinde Vahide Gördüm, Talat Bulut ve İlhan Şeşen var.
Öncelikle bize dizide canlandırdığınız karakterlerden biraz bahseder misiniz?
- Talat Bulut: Ben, eşinden ayrılırken onun hamile olduğunu bilmeyen ve gerçeklerle 16 yıl sonra yüzleşen bir babayı canlandırıyorum.
- Vahide Gördüm: Zeynep karakteri 40 yaşlarında, 16 yaşında bir kızı olan, geçmişe dair yaralar taşıyan bir kadın. 16 yıl önce eşinden boşanma kararı almış, üstelik hamile olduğunu bu kararı aldıktan sonra öğrenmiş biri... Durumu eşiyle paylaşmamış ve gerçeği ondan saklamış. Çünkü aldatılmış ve ihanetin bedelini bu şekilde ödetmek istemiş. Üniversitede inşaat mühendisliği okumuş bir kadın ama köftecilik yapıyor. Kızına iyi bir gelecek kurmak adına yaşam mücadelesi veriyor.
Bir babaya çocuğunun olduğunu söylememek adil mi sizce?
- T.B: Ben de bir kız babasıyım. Şu an 10 yaşında... Baba duyarlılığıyla bakarsam olaya, bence bu hiç de adil değil. Bir baba çocuğunun varlığını tesadüfen öğreniyor; kesinlikle çok acımasız, eşitliği yok eden bir durum bu...
- V.G: Bence de doğru değil, ama Zeynep karakterini çıkarabilmek için onu haklı görmek zorundayım.
Bu dizi aldatılma sonrasında bir kadının ruh halini izleyiciye yeterince anlatabilecek mi?
- T.B: Dizideki gelişmelerin nasıl olacağını bilmiyorum. Ama tabii ki dizinin bunu başarabilmesini çok isterim.
Geçtiğimiz sezonlarda ağa dizileri gündemdeydi, şu sıralar ise gençlik dizileri popüler... Öte yandan "Eski Türk filmleri tadında" dedirten senaryolar, hiçbir zaman demode olmuyor. Bunun sebebi nedir sizce?
- T.B: O dönemlerde toplum biraz daha içine kapanıkmış. O kapalı toplumda, beyazperdeye yansıyan samimiyet ve sevgi de çok ilgi çekmiş. Bugün o temanın demode olmamasının sebebi, geçmişe duyulan özlem bence...
- V.G: Biz galiba millet olarak mutlu sonları seviyoruz. Türk sinemasındaki örnekler hep mutlu sonla biterdi. Dizilerde de böyle senaryolar insanları mutlu ediyor. Mesela biz "Bir İstanbul Masalı"nda aynı durumu yaşadık. "Zengin oğlan fakir kızla evlensin" diyordu herkes. Kimse çıkıp da "Hadi canım böyle bir şey olur mu" demedi. Bana inandırıcı gelmese bile onlar çok inandılar. Yine de bu dizinin sonu mutlu olur mu bilmiyorum.
Bu dizide seyircinin ilgisini çekecek faktörler neler?
- V.G: Öncelikle bir evlat paylaşımı var. Birlikte olmayı başaramasak da evladımızı paylaşmak zorundayız. Biz bunu gösteriyoruz. Her iki taraf da yaralı... Bence bu çok inandırıcı bir konu, dolayısıyla ilgi de çekecektir.
Dizide, kızınız gerçeği öğrendiği zaman nasıl bir tepki verecek?
- V.G: Kadın bir iç hesaplaşma yaşayacak, ama yine kendini haklı bulacak. "Buna inanıyorum ve haklıyım"; işte bu çok önemlidir hayatta... "Aldatıldım ve yalnız bırakıldım. 16 yıl bu çocuğu ben büyüttüm" diye düşünüyor Zeynep... Evet, belki haberi olsa eski eşi onlara sahip çıkardı ama şu durumda Zeynep’i haksız görmek istemiyorum...
Kadın hikayelerinin konu alındığı proje sayısı çok az... Bu da sizin için avantaj olsa gerek...
- V.G: Evet, bu dizinin ana fikri kadın... Hayat mücadelesi veren bir kadının nasıl ayakta durabileceğini gösterecek. Parçalanmış aile ve iç hesaplaşmanın yanı sıra aşk da var tabii. Aşk her zaman aşktır ve yaşanmamışsa mutlaka yeniden gündeme gelecektir... Seyirci bunlardan çok etkilenecek. Çünkü iki erkek arasında kalan bir kadın söz konusu... Birisi o haliyle seven, diğeri geçmişten sevgiyle gelen bir adam...
Kadın ile erkek eşit değildir
Dizide Zeynep karakterine aşık olan komiseri canlandıran İlhan Şeşen, projeyle ilgili şunları söyledi: "Bizim hikayemiz doğrudan kadının duygularını konu alıyor ve bana kalırsa izleyici tarafından çok sevilecek. Annelik enteresan bir şey. Benim bir kedim var, onu bile doğum yapmadan kısırlaştırmak istemedim. Çünkü annelik duygusunu bir kere olsun tatsın dedim. Bir anne, babadan çok daha farklı ve üstün şekilde seviyor evladını. Anne olmak kadını çok değiştiriyor. Annelik kadını kendisinden de, eşinden de vazgeçirtiyor. İhanet konusuna gelirsek... Türkiye’de genel olarak erkeklerin aldatması normal bulunuyor. Ben tabii ki bunun doğru olduğunu düşünmüyorum. Ama hep 'Erkek poligam (çok eşli), kadın monogam (tek eşli)' denir ya, bu yaradılışla alakalı olabilir. Nasıl anlaşılırsa anlaşılsın, çok net söylüyorum; kadın ile erkek eşit değildir. Birbirlerine de çok zıttırlar. Zaten bu iki zıt karakterdir dünyayı her bakımdan üretken kılan... Yanlış anlaşılmasın, hukuk karşısında tabii ki herkes eşittir, ama zıtlık göz ardı edilemez."
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
prenseslerin gülleri
Yönetim Kurulu Başkanı
     
BAŞARI: 25
Offline
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 6118
gülümse kaderine
|
 |
« Yanıtla #2 : Ocak 18, 2008, 01:12:20 ÖS » |
|
Annemi çok üzdümTalat Bulut, Vahide Gördüm ve İlhan Şeşen'in başrolde olduğu "Annem" dizisinin genç oyuncusu Duygu Yetiş, Kelebek'e konuştu.Daha önce "Evli ve Çocuklu", "Yağmur Zamanı", "Gülpare" adlı dizilerde kendini gösteren Duygu Yetiş, birkaç haftadır da "Annem"in asi kızı olarak ekranlarda... Kanal D’de perşembe akşamları yayımlanan "Annem"de annesine cehennem azabı yaşatan Gonca adlı bir genç kızı canlandıran Yetiş, "Zamanında ben de annemi çok üzdüm. Düşününce inanamıyorum" diyor. Biraz kendinizden bahseder misiniz?- 22 yaşındayım. Haliç Üniversitesi Konservatuvar Tiyatro Bölümü’nde 2’nci sınıf öğrencisiyim. 16 yaşımdayken Duygu Başara ajansına kayıt oldum. İlk başlarda ufak tefek reklamlarda yer aldım. Arkasından "Evli ve Çocuklu" projesi geldi. Ardından "Yağmur Zamanı" ve "Gülpare"de rol aldım. Şimdi de "Annem"in kadrosundayım. Başlangıcından bu yana hiç boş zamanınız olmamış. Onlarca genç yeteneğin arasından sıyrılmak zor değil miydi?- Ben ortaokula giderken tiyatro yapıyordum. Daha sonra da arkadaşlarımın kısa filmlerinde yer almaya başladım. Üniversiteye daha geçen sene girmiş olmama rağmen çocukluğumdan beri oyunculuğa yatkınlığım vardı. "Yağmur Zamanı"nda çok ufak bir rolüm varken, o karakter kendi içinde büyüdü. Diziye 17 yaşındaki bir genç kız olarak girdim, sonradan iki çocuk annesi bir kadını canlandırdım. Bunun yetenekle alakası var. O zaman eğitimim yoktu. Buna rağmen "Ben yetenekliyim zaten" diyerek kendimi salmadım. Kurslara gittim. Fiziksel özellikler ne kadar etkili?- Yeteneğin yanında o da önemli, ama fiziksel özelliklerimi kullanarak bir yerlere gelmek istemem. İsteseydim o şekilde de başarılı olurdum. Ben dış görünüş avantajını aldığım eğitimle pekiştirdim. "Annem" dizisinde canlandırdığınız Gonca karakteri, ergenlik çağında çok asi bir kız... Peki, siz o yaşlarda nasıldınız?- Ben de aynen Gonca gibiydim. Gonca maddi açıdan annesine çok yükleniyor. Ben belki maddi açıdan bu kadar yüklenmedim ama gerçekten asi bir çocuktum. Annem izlerken, "O yaşlarına geri dönüyorum" diyor. Zaten bu işe başladığım zaman geçmişe dönüp kendimden çok yararlandım. İnsan belli bir olgunluğa eriştikten sonra "Ben bunları nasıl yaptım" diyor. Annenizi çok üzdüğünüzü düşünüyor musunuz?- Evet, ama bir daha asla... Ergenlik döneminden sonra hayatınızda neler değişti?- Ben boşanmış bir ailenin çocuğuyum ve çok erken yaşta çalışmaya başladım. Bir annenin çocukları için neler yaptığını, para kazanmanın ne kadar zor bir şey olduğunu çok iyi biliyorum. Bu yüzden o asi dönem çok uzun sürmedi. Ya babanız?- Babamla ilişkimiz devam ediyor, ama aynı evde olmadığımız için annem kadar yakın değiliz. Oyunculuk anlamında hedefleriniz neler?- Ben sadece oyunculuğumla gündemde olmak istiyorum. Şu anda çok gencim. Sevişme gibi zor sahnelerde rol almam için henüz çok erken olduğunu düşünüyorum. Ama ilerisi için kesin konuşmak istemem. Kendimi kanıtladıktan sonra güzel bir iş gelirse düşünürüm. Gonca ağır bir travma yaşıyor Gonca’yı en iyi anlayanlardan biri de sizsiniz. Onun verdiği tepkiler sizce abartılı mı, yoksa aynı olaylarla karşılaşsanız sizin de tepkileriniz aynı mı olurdu?- Gonca’nın yaşındayken karşılaşsaydım, tepkilerim onunkiyle aynı olurdu. O ağır bir travma yaşıyor. Büyük bir ikilemde... Anneyi aldattığı için babaya mı kızsın, yoksa bir babası olduğunu söylemediği için annesine mi? Kaynak : Hürriyet / Kelebek
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Ocak 18, 2008, 02:16:03 ÖS Gönderen: prenseslerin gülleri »
|
Logged
|
|
|
|
|
|
prenseslerin gülleri
Yönetim Kurulu Başkanı
     
BAŞARI: 25
Offline
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 6118
gülümse kaderine
|
 |
« Yanıtla #4 : Ocak 18, 2008, 02:17:40 ÖS » |
|
Asıl siz kendinize bakın!
Başladılar yine, “asıl siz kendinize bakın” demeye... Genelde daha iyi bir doneyle karşınıza çıkamazlar zaten. Herhangi bir tartışmada, söyleyebilecekleri en yaratıcı cevap budur:
“Asıl sen kendine bak!”
Kazık kadar adam olmuş, verdiği cevap bu kadar işte...
Dün dedim ya, “adam kalmadı, biz de dizi erkekleriyle oyun oynuyoruz” diye...
Başladılar hemen,
“Asıl siz kendinize bakın! Sanki ortalıkta düzgün kadın var da...”
Tamam bakalım.
Bugün de sizin için bir oyun oynayalım.
Beğendiğiniz kadını seçin, size kim olduğunuzu söyleyeyim...
Zeynep eğilmez (“Annem”).
Ben hiçbir erkeğin onu tercih edeceğini sanmıyorum. Yemez...
Yani oradaki karakteri çok beğenirler, takdir ederler ama...
Ama hiçbiri öyle bir kadınla birlikte yaşamak istemez. Şahsiyetli, tepesi atarsa “hadi len” diyebilecek, cevap veren bir kadın.
Bunlar var ya, neye katlanamıyorlar biliyor musunuz? Cevap veren kadına...
Herhangi bir konuda hem de... “Hayır, öyle değil, böyle” dediğinizde “Nasıl yani?” oluyorlar.
Bu yüzden trafikte onları sollayan bir kadınsa deliriyorlar ya...
Kocasından daha fazla kazanan kadınlar daha çok dayak yiyormuş ya...
Neden?
İşte bu yüzden.
Adam hırsını başka türlü çıkaramıyor. Başka türlü yetişemiyor. Terbiyesizler...
Bu konuyu ayrıca yazacağım.
Yani erkekler şahsiyetli ve bunu korumaya çalışan kadınlarla birlikte yaşamak istemez. Çünkü ezilirler.
Ya bu arada, haddim midir bilmiyorum ama Vahide Gördüm’ün oyunculuğunu tebrik, tebrik, tebrik ediyorum. Onu seyredip oyunculuk neymiş herkes görsün istiyorum.
Başka bir kadına geçelim:
Şehrazat (1001 Gece).
Erkekler bu tür kadınlar konusunda ikiye ayrılır. Bir grup erkek, “Kadın mı yok abi, onunla mı uğraşacam? Hele o kadar param olacak...” diyenler...
Veya şey olanlar... Onun tam bir adı var da yazamıyorum; hani sonu ’salak’la biten...
Sado-mazo ilişkilerden hoşlanır onlar. Ezildikçe, hakaret yedikçe kadına bağlanır. “Yakalarsam muck muck!.. sendromu.” Yakalanmayacaksın...
Yakalarsa...
Yasemin (Hatırla Sevgili).
Hıh! Tam size göre değil mi?
Kerameti kendinden menkul erkeklere...
Hem çalışsın hem evine baksın. Hem de çocuğa... Hırsı da olmasın. Hem bakımlı hem de güzel olsun. Hem okumuş olsun hem de hizmet etsin. Hiç cevap vermesin. Haklı da olsa, sussun.
Yahu, sen kimsin ki, ne yapıyorsun ki, bütün bunları bir kadından veya bir insandan talep edebiliyorsun?
Ne cesaret!
Bu adamları 1-2 ay “Annem”in yanına staja yollayacaksın ki, hanyayı konyayı anlayacak...
Üff...
İçim sıkıldı bu tür adamlardan.
Biraz da güzel erkekleri yazmak istiyorum.
Güzel...
Yok mu yaa?
Dilek Önder'in 09.11.2007 tarihli Vatan Gazetesindeki yazısı....)
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
prenseslerin gülleri
Yönetim Kurulu Başkanı
     
BAŞARI: 25
Offline
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 6118
gülümse kaderine
|
 |
« Yanıtla #5 : Ocak 18, 2008, 02:18:50 ÖS » |
|
Cavit Çetin Güner, "Yalancı Yarim" dizisindeki rol arkadaşı Barış Akarsu'nun ölümünün ardından yaşadıklarını anlattı. "Annem" dizisinde Eymen rolüyle karşımıza çıkan Cavit Çetin Güner, "Yalancı Yarim" dizisindeki rol arkadaşı Barış Akarsu'nun ölümünün ardından yaşadıklarını şöyle anlattı: "Haberi alınca şok oldum. Hep bir umut vardı içimde ama olmadı. Hastanede kaldığımız birkaç gün Merve'yi kameralardan sakladım. Sonra kendisinin gittiğini görünce karışmadım." - Biraz kendinizden bahseder misiniz? 21 yaşındayım. Mimar Sinan Üniversitesi Konservatuarı Tiyatro Anasanat Bölümü 3'üncü sınıf öğrencisiyim. Fakat okuldaki beşinci yılım. Daha önce "Hayat Bilgisi", "Ödünç Hayat", "Yalancı Yarim" dizilerinde oynadım. Şimdi de "Annem" dizisinde yer alıyorum. - Oyunculuk serüveniniz nasıl başladı? Lise tiyatrosunda arkadaşlarımdan etkilenip bende bir şeyler yapmaya başladım. Konservatuvarı denedim, kazanma ihtimalim yok diye bakıyordum. Açıkçası sınav günü biraz şanslıydım. - Genel anlamda da şanslı olduğunuzu düşünür müsünüz? Aslında hiçbir zaman şanslı olduğumu düşünmüyordum. - İlk projeniz bir reklam filmiydi değil mi? Üniversite döneminde paraya ihtiyacım olduğu için çalışmam gerekiyordu. Okul saatleriyle part-time çalışacak vaktim bile yoktu. O dönem tam 16 iş görüşmesine gittim. En son da kendime güvenim gitmeye başlamıştı ki, ilk reklam filmimde oynadım. - Sonra da "Hayat Bilgisi"nde yer aldınız. Evet, onunda çok ilginç bir hikayesi var. O dönem Esra Akkaya ile çalışmaya başladım. Oyuncu seçimi için herkesi bir araya getirmek için toplantı düzenlemişlerdi. Ama benim ayaklarım geri geri gidiyordu. Çünkü dizilerde rol almak istemiyordum. Benim babam taksici, bir gün arabaya Ceyhun Yılmaz binmiş. Babam, "Benim oğlanda sizin diziye girecekti. 'Yapmak istemiyorum' dedi sonra da pişman oldu" demiş. Sonra beni tanıştırmak için götürdü. Oradakiler de "Gel sana bir şeyler yazarız" dediler. Böylece altı bölüm "Hayat Bilgisi"nde rol aldım. - Peki bu ilginç rastlantıdan sonra da şanssız olduğunuzu mu düşündünüz? (Gülüyor) Bir tek oyunculuk konusunda şansım yaver gitti. - Annem dizisinde Eylem karakterini canlandırıyorsunuz. Bu teklif "Yalancı Yarim" devam ederken mi geldi? Evet, o zaman geldi. Ben şimdiye kadar hep komik adamdım. Bu projede ise daha aklı başında bir çocuk oldum. Güzel bir dizi, çok severek rol alıyorum. Vahide Gördüm gibi bir ustayla aynı dizide yer almak muhteşem bir duygu. - Küçük yaştan beri çalışmaya başladığını söylüyorsunuz, zaten 21 yaşındasınız... 6 yaşımda okula başladım. Yanımda Zeki diye bir çocuk vardı. Her gün gazozla simit alıyordu. Bende evden para istedim. "İlkokul bitsin öyle vereceğiz" dediler. Bende o zaman musluktan su doldurarak satmaya başladım. Annem bir gün paraları görünce "Nedir bunlar?" diye sordu. Anlattım. Annemde suyu dezenfekte etti. "Bir iş yapıyorsan bari namuslu yap" dedi. Sonra komilik, garsonluk, pastacı çıraklığı, tezgahtarlık, kasiyerlik, gece bekçiliği gibi birçok işte çalıştım. Su satmak çok zevkliydi. Fazla bahşiş veriyorlardı, küçüğüm diye 
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
prenseslerin gülleri
Yönetim Kurulu Başkanı
     
BAŞARI: 25
Offline
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 6118
gülümse kaderine
|
 |
« Yanıtla #6 : Ocak 18, 2008, 02:19:12 ÖS » |
|
Gençlerin pabuçları damda artık olgun starlar revaçta!
Bu sezon dizilerde gençlerden çok olgun starlar başrollerde. Nedeni ise basit: Çünkü onlar zaten yetenekli!..
Güzel kadınlarla, yakışıklı erkeklerin başrollerde olduğu Tv dizileri, bu sezon yerlerini olgunluk dönemindeki duayenlerin başrol oynadığı dizilere bıraktı. Bir zamanlar yan karakterlerde izlediğimiz; 'destek gücü' olarak senaryoya dahil edilen Türk sinema ve tiyatrosunun usta oyuncuları artık başrollere terfi etti. Erdal Özyağcılar 'Elveda Rumeli'de, Savaş Dinçel 'Sessiz Gemiler'de, Haluk Bilginer ve Sumru Yavrucuk 'Sevgili Dünürüm'de, Halil Ergün 'Yaprak Dökümü'nde, Türkan Şoray ve Cihan Ünal 'Aşk Yeniden'de, Bülent Emin Yarar 'Arka Sıradakiler'de, Vahide Gördüm ve Talat Bulut ise 'Annem'de oyunculuk performanslarıyla göz dolduruyor.
Kaynak:Günaydın/Sabah
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
prenseslerin gülleri
Yönetim Kurulu Başkanı
     
BAŞARI: 25
Offline
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 6118
gülümse kaderine
|
 |
« Yanıtla #10 : Haziran 14, 2008, 12:15:51 ÖS » |
|
Sezon finali Sinan DOKER "Annem" dizisinin oyuncuları, Şans restoranda bir araya gelerek başarılarını kutladı.
Kanal D'de ilgiyle izlenen "Annem" dizisinin oyuncuları, önceki akşam Levent'deki Şans restoranda bir araya gelerek başarılarını kutladı. 35'inci bölümünü birlikte izleyen oyuncular, iki bölüm sonra dizinin yaz tatiline gireceğini belirterek, "Yeni yayın dönemine kadar birlikte olamayacağımız için biraraya geldik. Hem yaz tatili vedası, hem de başarımızı kutladık" dediler. Senaryosunu Gamze Özer'in yazdığı, yönetmenliğini Faruk Teber ve Taner Akvardar'ın yaptığı dizide, Talat Bulut, Vahide Gördüm, İlhan Şeşen, Emel Göksu, Seda Akman, Hakkı Ergöl, Tuncer Salman rol alıyor.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
prenseslerin gülleri
Yönetim Kurulu Başkanı
     
BAŞARI: 25
Offline
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 6118
gülümse kaderine
|
 |
« Yanıtla #11 : Haziran 16, 2008, 12:44:05 ÖS » |
|
Hiçbir baba "şerefsiz" değildir! Kanal D'nin Annem dizisinde gördüklerim, Babalar Günü arifesinde yüreğimi acıttı. Derya'nın erkek arkadaşı ile babası tartıştılar. Delikanlı o kızgınlıkla telefona sarılıp, Derya'yı aradı. Hem telefon görüşmelerinde hem de daha sonra yüz yüze geldiklerinde öfkeli sevgili, olayı anlatırken Derya'nın babasından sürekli olarak "Senin o şerefsiz baban" diye söz etti. İşin daha da vahim tarafı; Derya ve amcasının kızı Gamze, delikanlının bu hakaretlerine ne karşı çıktılar ne de tepki gösterdiler. Oysa Derya'dan beklenen, "Sen kim oluyorsun da benim babama böyle hakaret ediyorsun. Yıkıl karşımdan" diyerek, sevgilisinden ayrılmasıydı. Hiçbir baba, evladı nezdinde "şerefsiz" olamaz. Zira babalık, başlı başına bir "şeref" vesilesidir. Hiçbir sevda, ne kadar körü körüne yaşansa da bir babanın "şerefine" karşılık gelemez. Bu sahneyi Kanal D ve Annem dizisinin hanesine "Gaf Kürsüsü'ne bile sığmayacak bir büyük hata" olarak yazıyorum. Bugün Babalar Günü... İzninizle, kilometrelerce uzaktaki sevgili babam için de birkaç kelime etmek istiyorum. Annem ve babam birkaç hafta önce İstanbul'a geldiklerinde, şöyle keyifli bir Boğaz turu atmıştık. Bebek'ten geçerken, annem, leb-i derya apartman dairelerinden birini gösterip, "Babanın hakimliği sırasında şu evi bir davada basit bir kalem oynatması karşılığı teklif etmişlerdi. Baban adamlar alehine takibat başlatmıştı" dedi... Annemin gözlerinde pişmanlık değil, müthiş bir gurur vardı. Babam, duymazdan geldi. Bugüne kadar bu konu evde hiç konu edilmemişti. 40 yıl sonra gelen bir itiraftı. Annem ve babam şimdi Küçükkuyu'daki iki göz odada, emekli maaşı ile geçiniyorlar. Şerefle ve huzurla... Bugün bu satırların sahibi "objektif" bir yazar olarak tanınıyorsa, neredeyse tüm yarışmalara "en hakkaniyetli jüri üyesi" olarak davet ediliyorsa, bu, hakim babasının genlerinden gelen bir miras olmalı. Allah herkese bu "şerefi" bahşetsin!..
Kaynak: Sabah.com.tr
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|