>hepdizi.com<  YerLi •  Yabancı Dizi  Paylaşım Platforumu >hepdizi.com<
Duyurular: .:. Portal .:. Youtube Video .:. Canlı Tv .:. Radyo&Sohbet .:. Oyunlar .:. Program İndir
 
*
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun. Ekim 07, 2008, 09:24:13 ÖÖ


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz



Ekstra

Sayfa: 1 [2] 3 4 5   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Kurtlar Vadisi Pusu Güncel Haberler  (Okunma Sayısı 566 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
prenseslerin gülleri
Yönetim Kurulu Başkanı
******

BAŞARI: 25
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 6077


gülümse kaderine


« Yanıtla #15 : Mayıs 08, 2008, 10:19:46 ÖÖ »




Kurtlar tüm dengeleri değiştirdi




Artık ben de sıkılmaya başlamıştım yerleri ufak tefek oynamaların dışında hiçbir ciddi değişiklik göstermeyen dizileri sıralamaktan her pazartesi. Kurtlar Vadisi Pusu gösterime girdi de, bizim top on listemize de şükürler olsun sonunda biraz hareket geldi, renk geldi. Gelin bugün bir değişiklik de biz yapalım. Reyting analizimize birazcık heyecan katalım. Haftanın ilk on dizisinin toplu listesini aşağıda verdik. Bu defa da gün gün ekranlara hangi dizilerin damga vurduklarını anlatalım. Pazartesi akşamlarının lideri, bol gözü nemli, vurdulu kırdılı, tabancalı, mermili, Mehmet’li Nermin’li Acı Hayat. Dizinin iki aşığı bir türlü kavuşamıyor. Eski Yeşilçam melodramlarını aratmayan Acı Hayat, belki de bu imkansız aşkın yarattığı hüzün bombardımanı yüzünden çok seviliyor. Bizim millet, acısı bol işleri seyretmeyi eskiden beri hep çok sevdi, hala da seviyor. İkincilik için Beyaz Gelincik ve Köprü mücadele veriyor. Haftanın ilk gecesinde aylardır en çok bu üç dizi izleniyor. Salı akşamları Türkiye’nin yarısı, ekranı Binbir Gece’ye terk ediyor. Ekranın bu rekortmen dizisini, Arka Sokaklar ve Ezo Gelin takip ediyor. Çarşamba akşamları, sezonun başından beri Yaprak Dökümü ile Avrupa Yakası’nın müthiş rekabetine sahne oluyor. Kimi hafta biri diğerini, kimi hafta öteki rakibini ardında bırakıyor. Bu iki dizinin arasındaki yarış gerçekten nefes kesiyor. Onların arkasından da kısa sürede ciddi bir başarı yakalayan Elveda Derken geliyor.

Dizilerin tutmasında kanallar da etkili
Perşembe günleri yine eskiden olduğu gibi Kurtlar Vadisi’nin günü olarak anılacak. İlk gününden belli oldu, Vadi’den kalan reytingi de Doktorlar, Sağır Oda ve Yersiz Yurtsuz paylaşacak. Cuma akşamlarının lideri, ekranların en gözde töre dizisi Sıla. Kanal D’nin iki dizisi Ihlamurlar Altında ve Yabancı Damat ile atv’nin Hatırla Sevgili’si rakip oluyorlar ona. Cumartesi akşamları de Selena ile Gümüş uğraşıyorlar liderlik koltuğuna tırmanmaya. AB Grubu’da önde giden Gümüş, Tüm Kişiler kategorisinde ise Selena. Pazar geceleri uzun zamandır yarışmalarla geçiyor. Haftanın bu son tatil gününde hiçbir dizi, ilk on yapımın arasına giremiyor. İşte diziler liginde bir hafta gördüğünüz gibi böyle şekilleniyor. Öne çıkan yapımlar listede yer almayı başarırken, Özcan Deniz’in Kader’i ve çok sağlam senaryolu, müthiş kadrolu Geniş Zamanlar bir türlü haftanın ilk on dizisinin içinde yer bulamıyor. İddia ediyorum bu diziler başka bir kanalda yayınlansaydı, bu liste tepeden tırnağa değişirdi. Dizilerin tutmasında, kalitelerinin yanı sıra yayınlandığı kanallar da çok önemli. Kanallar gösterime soktukları yapımların arkasında biraz daha durmuş olsalardı, hiç bu kadar çok dizi çöpe gider miydi? Şimdi artık gözler Kurtlar Vadisi Pusu’ya çevrildi. Bugünlerde herkesin aklındaki soru, sezonun sonlarına doğru gösterime girmiş olmasına rağmen Kurtlar, Binbir Gece’ye yetişip, önüne geçecek mi? Uzun tartışmaların ardından gösterime giren Kurtlar Vadisi Pusu’nun, her iki reyting kategorisinde de yüksek ve birbirine çok yakın puanlar almış olması, iddiasını ispat etmeye yetmez mi? Bakalım bu hafta da hepimizi heyecanlandıracak bir değişiklik yaşayacak mıyız? Yoksa sezonu, aylardır şahit olduğumuz ve artık alıştığımız gibi yine Binbir Gece’nin liderliğiyle mi kapatacağız? Hep beraber bekleyip göreceğiz. Sonuçları da, her fırsatta yine bütün açıklığıyla gözlerinizin önüne sermeye devam edeceğiz.
Logged

prenseslerin gülleri
Yönetim Kurulu Başkanı
******

BAŞARI: 25
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 6077


gülümse kaderine


« Yanıtla #16 : Mayıs 08, 2008, 10:20:04 ÖÖ »

Kurtlar Vadisi'nin müthiş kehaneti

Ekranların Efsane dizisi Kurtlar Vadisi, artık daha 'light' bir şekilde ekranlarda. Ancak Kurtlar Vadisi'nin bundan iki yuıl önce yayınlanan bir bölümü adtea bugün yaşananları haber veriyor. İşte Deli Hikmet'in iki yıl önceki kehaneti...

Deli Hikmet ne demişti? 12 / 05 / 2007 17:15



Ekranların Efsane dizisi Kurtlar Vadisi, artık daha 'light' bir şekilde ekranlarda. Ancak Kurtlar Vadisi'nin bundan iki yuıl önce yayınlanan bir bölümü adtea bugün yaşananları haber veriyor. İşte Deli Hikmet'in iki yıl önceki kehaneti...


"İki yıl sonrayı sorayım sana... 2007... Cumhurbaşkanı seçilecek, oyunu kime vereceksin?

-Ne oyu? Cumhurbaşkanını Meclis seçiyor...

-Ne biliyorsun?"

f5haber.com
Logged

prenseslerin gülleri
Yönetim Kurulu Başkanı
******

BAŞARI: 25
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 6077


gülümse kaderine


« Yanıtla #17 : Mayıs 08, 2008, 10:20:38 ÖÖ »

Kurtlar Vadisi Pusu kaderimde vardı.

15 MAYIS 2007



Manken Sema Şimşek, Vadi’nin üç güzelinden biri oldu. Performansı ile podyum başarısını aratmayan Şimşek: Bu dizide oynamak kaderimde vardı

Projeye nasıl dahil oldunuz?

Bu dizide oynamak benim kaderimde vardı. Çünkü annemin ameliyat olduğu gün bana teklif geldi. Kader, kısmet denir ya gerçekten öyle oldu. Sette çalışmaya başladığımızda ne kadar başarılı bir ekiple çalıştığımı idrak ettim. Daha yolun başındayım , öğrenecek çok şeyim var.

Yakın arkadaşınız Nefise Karatay da dizide başrol oynuyor. Bu sizin için avantaj oldu mu?

Evet kesinlikle Çok sık bir araya geldiğimiz söylenemez ama birbirimizi severiz. Dizide az kızız, bu yüzden kıymetimizi biliyoruz.

MANKENİZ DİYE TAVIR ALMIYORLAR

Kamera arkasında bizim görmediğimiz neler yaşanıyor?

Çok eğleniyoruz. Herkes çok neşeli. Oyuncuların hepsi çok destek oluyor. Mankeniz diye bir tavır almıyorlar.

Dizide canlandırdığınız İnci Tataroğlu’nun ailesini gerçek hayattaki zengin ailelerle özdeşleştiriyor musunuz?

İstenirse benzetilir. Ben bu hayatın içinden biri değilim. Dizide telâffuz edilen rakamlar bile bana çok uzak geliyor.

Dizide Nefise Karatay’ın canlandırdığı Ahu Toros karakteri ile aile olarak savaşıyorsunuz. İleride karşı karşıya gelebilir misiniz?

İnci çok hırslı bir kız. Bir an hırslarına yenik düşüp yanlışlar yapabilir. Ama özünde iyi biri ve Nefise’ye yardım etmek istiyor. Ama ilerleyen bölümlerde neler yaşanacağını bilmiyorum.

Zorlandığınız sahne oldu mu?

İlk gün benim için zordu. Çünkü Kurtlar Vadisi ekibi genelde erkeklerden oluşuyor. İlk çekim günü huzursuz oldum. Çünkü bana nasıl davranacaklarını bilmiyordum.

Kurtlar Vadisi Pusu’dan önce oyunculuk denemeleriniz hep yarım kalmıştı. Bu kez kendinizi şanslı hissediyor musunuz?

Hep talihsiz projelerde bulundum. Fakat bu proje bütün Türkiye tarafından izlenen bir çalışma. Oyunculuğumu göstermek için bir fırsatım var.

HER KADIN DİŞİ KURTTUR

Diksiyon çalışıyor musunuz?

Benim melodili konuşma gibi bir sorunum var. Daha önce ders almıştım ama derslere şimdi yeniden başladım.

Nefise Karatay, Sema Öztürk ve size üç dişi kurt deniliyor. Buna alıştınız mı?

Her kadının içerisinde bir erkek vardır. Bu annelik içgüdüsünden gelen bir şeydir. Yavrusunu korumak gerektiğinde dişini ve tırnağını çıkarabilir ve her kadın dişi kurt olabilir.

Bebek sahibi olmayı çok istiyordunuz. Kurtlar Vadisi için bu hayalden vazgeçecek misiniz?

Evli bir kadını canlandırıyorum ileride belki dizi içerisinde hamile olabilirim.

Başrol isteğiniz oldu mu?

Önemli olan başrol değil. Memati başrol mü oynuyor? Hayır ama onu tüm Türkiye tanıyor ve çok başarılı. Yan karakterler de önemlidir. Önemli olan şey rolü sivriltebilmek.

Uzun boyum hep sorun oluyor

Dİzİlerde oynayan bayan oyuncular için dış görünüme bakılıyor. Ama benim dizilerde genelde boy sorunum oluyor. Her zaman boyumun uzunluğu dizilerde problem oldu. Düz ayakkabılar ile şu anda idare ediyoruz. Baktığınız zaman uzun boylu oyuncu çok az var. O projeye, o karaktere uymak çok zor.

Emin BABACAN- AKŞAM
Logged

prenseslerin gülleri
Yönetim Kurulu Başkanı
******

BAŞARI: 25
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 6077


gülümse kaderine


« Yanıtla #18 : Mayıs 08, 2008, 10:21:51 ÖÖ »

"Abdi İpekçi Öldürüldüğünde Dallas'ı Suçlamak Kimsenin Aklına Geldi Mi ?"

2002 Temmuz'unda "Polat Alemdar" ismi, senaristler tarafından yaratıldığında, hiç kuşkusuz kimse bu hayali karakterin gelecekte Türkiye'nin bu kadar gündeminde olacağını tahmin etmiyordu. Önce alelade bir mafya dizisi gibi başladı Kurtlar Vadisi... Ardından derin devlet ve gündeme getirdiği şiddet tartışmalarıyla fırtınalar kopardı. Ayrıca, Türk televizyon tarihinde birçok ilke imza attı. İlk kez bir cumhurbaşkanı, bir dizide oynadı.Andy Garcia, Sharon Stone gibi yıldızlar bu dizi için yanyana geldi.Dizinin sinema filmi aynı zamanda Türkiye'de en çok izlenen film ünvanını kazandı. ABD Genelkurmay Başkanı filmi sert bir dille eleştirdi. Zamanla "fenomen" haline gelen Türk televizyonlarının en çok izlenen dizisi, terör konusunu işlemeye başladıktan sonra kısa sürede RTÜK tarafından yasaklandı. Kısa bir ayrılık sonrası, Kurtlar Vadisi, bu kez "Pusu" adıyla, Türkiye'nin bir dönemine damgasını vuran faili meçhul cinayetleri aydınlatmak için döndü.



Dizinin başlangıcında "Bu dizide anlatılanlar hayal mahsulüdür" yazısı var. Ama dizide gerçek insanlardan ve olaylardan bahsediliyor. Mesela, Turgut Özal'ın öldürüldüğü iddiası gibi...

B.Ö : Onun metoduna baktığınızda, Polat Alemdar bir belgesel seyreder.Bir belgesel donesini de dizinin içerisine koyabilirsiniz. National Geographic seyrettiğinizde de Amazonlarla ilgili bir gerçeği koyabilirsiniz.

Ama fragmanlarda "Turgut Özel öldürüldü mü" diye soruyorsunuz.Üzeyir Garih, Uğur Mumcu cinayetleri gibi siyasi cinayetleri de dizide işleyeceğiz diyorsunuz.Bunlar sonuçta hayal mahsulü değil, gerçek kişiler...

B.Ö : Bizim yapmak istediğimiz şey kafamızda net. Bir zincirin halkalarını yan yana dizmek istiyoruz. "Kurtlar Vadisi neden bu kadar çok izleniyor" sorusunun da cevabı bir anlamda budur. Abdi İpekçi'yi kimin öldürdüğünden çok, neden öldürüldüğünü ve ardında neler olduğunu çözmedikçe, tartışmadıkça, bir vicdani kanaate varmadıkça görüyorsunuz ki üstüne 20 küsur tane daha faili meçhul cinayet ve toplumsal eylem ekleniyor. Yani, biz ısrarla kendimize sorduğumuz bu soruyu, seyircimize de sormak istiyoruz.

Bunu diziyle vermek daha mı kolay ?

B.Ö : Tartışma programlarında tartışılıyor ama kaç seyrediliyor? Neden biz seyrediliyoruz da onlar seyredilmiyor? Bizim işimiz habercilik, gerçekçilik değil, senaryo ve dramadır.Bugün Kurtlar Vadisi'ni anlatırız, yarın bir komedi filmi yaparız.

"Biz bu işlerin üzerine gidiyoruz" demek büyük bir sorumluluk değil mi?

C.A : Bizim koneptimiz tamamen faili meçhulleri anlatmıyor. Bu faili meçhullerin sebep sonuç ilişkisi sonucunda Türkiye'ye ekonomik, sosyal ve siyasal anlamda hangi yansımaları olduğunu sorguluyoruz. Yoksa, Özal'ın cinayete kurban gittiğini söylemiyoruz. Özal'ın ölmesinden sonra, Türkiye'de nasıl değişikliklerin olduğunu anlatıyoruz. Üzeyir Garih ya da Hrant Dink'in öldürülmesinden sonra Türkiye bir değişim yaşıyor. Ülke belli yerlere çekiliyor. Bizim anlatmak istediğimiz de bu.

Hrant Dink cinayeti işlendiğinde medyada Kurtlar Vadisi'yle birlikte yükselen milliyetçiliğin de bunda payı olduğu dile getirilmişti. Negatif milliyetçilik gerçekten de Türkiye'de artışa geçti mi?

C.A : Ogün Samast'ın milliyetçi olup olmadığını ben tartışmam. Çünkü milletçiliğin en büyük özelliği bu millete vereceğiniz değerdir. Nefatif milliyetçilik farklı bir olay. Ama milliyetçilik açısından bakarsanız da bence Türkiye'de yükselen milliyetçilik değil. Türkiye'de yükselen, dışarıdan bize yapılan dayatmalara karşı olan bir tepki. Bunu milliyetçilik olarak addedemezsiniz.

"İnşallah bu dizi 30 sene sürer"

Hrant Dink katledildiğinde neden Kurtlar Vadisi suçlandı o zaman?

B.Ö : Siz eğer, bir cihaz olarak bir şeylerin röntgenini çekiyorsanız, bir uru, bir kanseri teşhis ediyorsanız, bazen de o kanser sahibi hastaların tekmelemelerine maruz kalıyorsunuz. Bu kanser sahibi hastalar da maalesef çok güçlüler. Çok zenginler çok etkinler. Ayrıca, onlar çok kültürlü ve iyi yetişmiş insanlar. Üstelik hiç de adil bir tekmeleme yapmıyorlar

Ne yapıyorlar?

B.Ö : Daha ortada dizinin yayınları yokken gazeteler günlerce Kurtlar Vadisi'nin okullarda ne zararlar doğurdugundan bahsetti. Milli eğitim meselesi bir dizinin doğuşuna endekslenecek bir iş ise vah bu ülkenin haline! Eskilerde Emrullah Efendi'nin "Mektepler olmasa ne güzel maarif oldurdu" sözü, üzerinden 100 küsur sene geçtikten sonra şu hale dönüştü: "Kurtlar Vadisi olmasa, ne güzel maarif oldurdu."Bu marifet değil. Bu suçlar nasıl olup da televizyona mal ediliyor, onu çok merak ediyorum. Diyelim ki bu ülkede çok sistematik ve şeytanın bile aklına gelmeyecek noktalarda işler yapılıyor. Öyleyse, Hrant Dink kimin tezlerini söylüyordu? Söylediği şeyler, bu devletin lehine miydi, aleyhine miydi? Abdi İpekçi ne yapmaya çalışıyordu? Neden öldürüldü? Abdi İpekçi öldürüldüğünde, Dallas'ı suçlamak kimsenin aklına geldi mi?Niye gelmedi o zaman?

Dizi ne kadar uzun ömürlü olacak?

B.Ö : İnşallah bu dizi 30 sene sürer. Ama türkiye güllük gülistanlık olur ve kişi başına düşen gelir 20 bin doları bulur, bu ülkenin etrafında ve dünyada barış olur ve sevgi pıtırcıkları ortamı çıkar, o zaman da Kurtlar Vadisi dizisi yapılmaz.

Başbakan'a diziyle ilgili bilgi vermişsiniz. Her dizinin senaristi herhalde Başbakan'la konuşamaz...

B.Ö : "Kurtlar Vadisi" tek örnek.Hangi dizinin senaristi NATO Başkanı'yla muhatap oluyor ki? Tabii ki terörle ilgili bir şey yapınca, icranın başı olduğu için Başbakan'a da bilgi verirsiniz. Biz sadece onu bilgilendirdik. "Anlatacağımız vadi bu, koseptimiz de bu" dedik. "Şu şu noktalardan alıp, şuralara şuralara gideceğiz" dedik. İcranın başı olarak ve nezaket sahibi bir insan olarak bilgisi olmasını istedik. Kendisi de teşekkür etti bizim nezaketimize ve fikirlerini paylaştı. Onlar da bizde saklıdır.

O halde neden yayından kaldırıldı?
B.Ö : Çünkü kendisi RTÜK'ün değil, bu ülkenin Başbakan'ı. Orada da televizyonları denetleyen bir kurum var. Onları tasarrufudur. Biz Başbakan'ı "Aman bizim dizimize bir şey olmasın" diye bilgilendirmedik ki... Başbakan'a bilgi verdik. Demek ki doğru bir terden ele almışız ki "Kurtlar Vadisi Terör" çok izlendi. Çok da tepki çekti. Anlatacağımız şartlar olmamış demek, "Bu ülkenin insanlarının kardeş olduğunu" hikayeyi, başka bir zaman şartlar oluştuğunda anlatmak üzere rafa kaldırdık.

Yeni Kurtlar Vadisi, eskiye oranla daha mı "light" ?

B.Ö : Yoğurt gibi canım, düşük kolestrollü oldu. Hakikaten artık bunlara gülüyoruz. Bir dizinin ölüm istatistiği mi sayılıyor? Şiddet olayı bitti, şimdi light'lık başladı. Anti propagandanın hiçbir zaman biteceği yok...

C.A : Bir kere hikayemiz light değil. Gerçekten de eski Kurtlar Vadisi. Yine aynı kıvamda."Yok ligt olsun, yok diyet olsun" gibi bir mantalitemiz yok.

Röportaj : Tuğrul TURNALIGİL
Logged

prenseslerin gülleri
Yönetim Kurulu Başkanı
******

BAŞARI: 25
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 6077


gülümse kaderine


« Yanıtla #19 : Mayıs 08, 2008, 10:22:16 ÖÖ »

Cumhurbaşkanını halkın seçeceğini 2 yıl önce bilmiş



Kurtlar Vadisi dizisinin Deli Hikmet'i cumhurbaşkanını halkın seçeceğini 2 yıl önce bilmiş. 'Deli Hikmet' karakterini canlandıran tiyatrocu Erdem Ergüney, 2005 yılında yayınlanan 93. bölümde, sorgusu sırasında polise, 2007'de cumhurbaşkanını halkın seçeceğini söylüyor.


Kurtlar Vadisi'nde 'Deli Hikmet'in cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili öngörüsü gerçek oldu.

Deli Hikmet, adı geçen bölümde sorguya alınıyor; ancak soruları polis değil, kendisi soruyor. Deli Hikmet'in polise ilk sorusu, "İki sene önce Levent'in göbeğinde banka, İngiltere Konsolosluğu ve sinagog bombalandı, bunları kim yaptı?" oluyor. Deli Hikmet'in ikinci sorusu ise kafaları karıştırıyor. Soruya, "Gelelim 2 yıl sonraya" diye başlayan 'Deli Hikmet', "2007'de cumhurbaşkanı seçilecek. Oyunu kime vereceksin?" diyor. Bu soru karşısında şaşıran polis, "Ne oyu? Cumhurbaşkanını Meclis seçecek" diye cevap veriyor. "Ne biliyorsun? Belki seçimle gelecek." diyen 'Deli Hikmet' sözlerini şöyle sürdürüyor: "Düşün ki bir arabanın içerisindeyiz. Direksiyon sende, gaz bende, fren Polat'ta. Bu araba ne tarafa gidecek? Buna kim karar verecek?" Polis, bu soru karşısında şaşırıyor ve "Ne tarafa gidecek?" diyor. 'Deli Hikmet' ise, "Nereye gidecek, patinaj edip duracak." şeklinde cevap veriyor. İstanbul, Zaman


16 Mayıs 2007, Çarşamba
ZAMAN GAZETESİ
Logged

prenseslerin gülleri
Yönetim Kurulu Başkanı
******

BAŞARI: 25
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 6077


gülümse kaderine


« Yanıtla #20 : Mayıs 08, 2008, 10:23:01 ÖÖ »

Boynuz kulağı geçti!!! Acı Hayat ve Kurtlar Vadisi rekabeti üzerine ilginç analiz!!!



Her iki dizide de hastane sahnesi vardı… Ama birisi sanki dispanser, diğeri ise adeta 5 yıldızlı idi… Acı Hayat’ta ki hataları biz sayamıyoruz bile… Diğeri ise adeta 'o' hatayla devam ediyor… Birisi usta, diğeri çırak… Bize göre çırak olan ustayı cebinden çıkarıyor

Kurtlar Vadisi dizisi Türkiye insanının hayatına girdiği zaman Osman Sınav ve Raci Şaşmaz ortak yapımıyla girdi…Dizi bir anda ülke gündemine oturdu… Ardından efsane oldu… Sonrasında Osman Sınav diziden ayrıldı… Raci Şaşmaz kaldığı yerden yoluna devam etti… Osman Sınav "Acı Hayat" dizisiyle tekrar vitrine çıktı… İkisi de birinciliği kimseye bırakmıyor…
Birisi yılların Osman Sınav'ı, diğeri ise Osman Sınav ile bu yola baş koyan çiçeği burnunda yapımcı… Bu hafta her iki diziyi de mercek altına aldık… Aralarında o kadar fark var ki aynı kefeye koymak bile içimizden gelmiyor… Birisi Amerikan film endüstrisi yapımı gibi… Her türlü imkan ve kalite var… Diğeri ise adeta üçüncü dünya ülkelerinin yapımı gibi… Birisi izle beni diyor… Diğeri beni nasıl izliyorlar, ben nasıl biriciyim diyor… Kendisi de bu işe şaşırıyor… Dün gece Kurtlar Vadisi Pusu'yu izlerken büyük keyif aldık… Hele bir helikopter sahnesi vardı ki adeta gerçek gibi… Ama on beş gün önce Acı Hayat dizisinde bir helikopter sahnesi vardı ki hiç sormayın!!! O helikopter nerede ise insanlar tarafından ellerinin üstlerinde götürülecek kadar ilkeldi… Havada mı, yerde mi gidiyordu hiç belli olmuyordu… Her iki dizide de hastane sahnesi vardı… Ama birisi sanki dispanser, diğeri ise adeta 5 yıldızlı idi… Acı Hayat'ta ki hataları biz sayamıyoruz bile… Diğeri ise adeta 'o' hatayla devam ediyor… Birisi usta, diğeri çırak… Bize göre çırak olan ustayı cebinden çıkarıyor… Bravo Raci Şaşmaz'a … Sana ne diyelim ki Osman Sınav!...


KAYNAK: MEDYA FARESİ
Logged

prenseslerin gülleri
Yönetim Kurulu Başkanı
******

BAŞARI: 25
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 6077


gülümse kaderine


« Yanıtla #21 : Mayıs 08, 2008, 10:23:30 ÖÖ »

Derin diziler fal bakıyor



PERŞEMBE akşamı aynı saatlerde ekrana gelen Kurtlar Vadisi ve Sağır Oda dizilerinde ülkemizin siyasal geleceğine yönelik ilginç kehanetlerde bulunuldu. Sağır Oda'da karanlık güçlerin Türkiye'deki taşeronu Kırımlı Holding'in sahibi, Girayhan Kırımlı, cüppeler içinde yapılan gizli örgüt toplantısında şöyle dedi: "Halk 12 Eylül'den bu yana ilk kez sokaklarda. Şimdilik sadece laikler sokağa çıktı. Ama diğerleri de sokakta cephe oluşturacak. Bu aşamada hedefimiz devlet başkanını ortadan kaldırmak olmalı. Bu durumda herkes karşı cepheyi suçlayacak. Bu kriz bizim dostlarımıza yarar. Böylece Pandora'nın kutusu da açılmış olur..." Dizide devlet hesabına çalışan ve laik düşünceyi savunan Oğuz Bey ile "İmam" lakaplı muhafazakâr Zahit arasındaki diyalog da ilginçti. Oğuz Bey, İmam'a "Ortalarda yoktun ne zamandır. Yoksa mitinglerden mi korkup, saklandın imam efendi?" diye sordu. İmam yanıtladı: "Asıl 23 Temmuz'dan sonra siz kaçacak delik arayacaksınız!.." Oğuz Bey altta kalmadı: "23 Temmuz 1908'de nasıl Meşrutiyet ilan edildiyse, 23 Temmuz 2008'de Türkiye'de yeni bir dönem başlayacak." Kurtlar Vadisi'ndeki Türkiye'nin geleceğine dair öngörüler ise daha "soğukkanlı" tonlar taşıyordu. Polat Alemdar, değerlendirme yaparken, "Türkiye Batı için model oluşturuyor. Bu nedenle ülkenin krize girmesine izin vermezler. Bu seçimle değerler test edilecektir. Sonunda hem demokrasi hem laiklik kazanacaktır. Hem devletin, hem milletin dediği olacak. Memleketin durumunu değerlendirmek için sadece televizyon haberlerine bakmamak gerekir. Çünkü kriz sadece televizyon haberlerinde..." Bu arada Halo'nun vurulması üzerine Kurtlar Vadisi'nin son bölümünde yine oluk gibi kan aktı. Bir süredir silahı çekmecesinde duran Polat ve arkadaşları, intikam operasyonuna girişti. Son bölümün bilançosu, 13 ölü 2 yaralı idi...

20 MAYIS 2007

Yüksel ALTUĞ - SABAH
Logged

prenseslerin gülleri
Yönetim Kurulu Başkanı
******

BAŞARI: 25
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 6077


gülümse kaderine


« Yanıtla #22 : Mayıs 08, 2008, 10:23:56 ÖÖ »

Kurtlar Vadisi Pusu’da sadece ahlâklı mankenler var
Başarılı mankenler Sema Şimşek ve Zeliha Çal, Kurtlar Vadisi Pusu’daki rolleriyle dikkatleri üzerlerine çekmeyi başardılar.

Şimşek ve Çal, “Sadece güzel olduğu için ekranda boy gösteren mankenlerden değiliz. Biz, sansasyonsuz hayatımız ve yeteneğimiz nedeniyle bu diziye seçildik” şeklinde konuşuyorlar.

Başarılı mankenler Zeliha Çal ve Sema Şimşek, Kurtlar Vadisi Pusu dizisindeki performanslarıyla çoktan konuşulmaya başladılar. Zeliha Çal, dizide genetik mühendisi Asu’yu canlandırıyor. Sema Şimşek ise Davut Tataroğlu karakterinin kızı İnci rolünde. Bu dizi, ikisinin de ilk oyunculuk deneyimi değil. Sema Şimşek daha önce İstanbul Şahidimdir ve Azat, Zeliha Çal da Efsane ile İşte Benim dizilerinde oynadı. O diziler reyting kurbanı oldu ama onlar yılmadı. Yeni konseptiyle ekranlara dönen Kurtlar Vadisi Pusu ile tekrar karşımıza çıktılar. Vadinin, aralarında Nefise Karatay ve Sema Öztürk’ün de olduğu 4 kadın oyuncusundan ikisi de onlar... Sema Şimşek ve Zeliha Çal ile diziyi ve oyunculuğu konuştuk.

Neden oyuncu olmak istediniz?
Sema Şimşek: Hep oyuncu olmak istedim, ama boyum engel oldu. Birçok diziden teklif aldım ama partnerle oluşan boy farkı nedeniyle o yapımlarda oynayamadım. Kurtlar Vadisi Pusu ekibine boyumu tolere ettikleri için minnettarım. Sayısını hatırlamadığım kadar reklam filmim var. Çok kısa saniyelerde mimiklerle çok şey anlatmaya çalışıyorsun. Reklam filmlerinde piştiğimi düşünüyorum.
Zeliha Çal: Ben tesadüfen oyuncu oldum. Kurtlar Vadisi Pusu’nun uzun soluklu bir iş olacağını biliyorum ve bu, bana güven veriyor. 10 yıldır mankenlik yapıyorum ve reklamlarda oynuyorum. Defilelerde de giydiğimiz kıyafetin karakterini yansıtıyoruz. Ben oyunculuk eğitimi de aldım. Usta oyuncu Ayla Algan’dan aldığım dersler bana çok şey kattı.

Sizce Türkiye’de neden oyuncu olmak isteyen mankenlere tepki gösteriyorlar?

Z.Ç: Cameron Diaz ve Julia Roberts da oyuncu olmadan önce mankenlerdi. Yeteneğin yoksa üzerine ne eklersen ekle başarılı olamazsın. Biz mankeniz ve güzel insanlarız. Güzelliğin altını yetenekle doldurmak gerek.
S.Ş: Pastadaki dilim sayısı azalıyor. Bütün olay o. Ekran güzel insan sever. Biz, sadece güzel olduğu için ekranda boy gösteren mankenlerden değiliz.

Vadi kadını olmayı nasıl başardınız?
S.Ş: Doğru yaşam biçimini seçmiş, özel hayatına dikkat eden, takdir edilen hayatları olan mankenleriz. Ahlaklı hayatlar yaşıyoruz. Bu nedenle bize teklif getirdiklerini düşünüyorum. İkimiz de diziyle bir sezonluk anlaşma imzaladık.
Z.Ç: Sema ile uzun yıllardan beri çalışıyoruz. İşlerimizi doğru düzgün yapmaya çalışan insanlarız. Bize teklif getirmelerinin nedeni bulunduğumuz camiadaki sansasyonsuz duruşumuz. Yani sadece güzel olduğumuz için bu dizide değiliz.

Artık diziyi kadınlar da izleyecek
Peki önceki Kurtlar Vadisi’ni izlediniz mi?
S.Ş: Her bölümünü izlemedim ama herkesin tartıştığı, konuştuğu bir diziydi.
Z.Ç: Birkaç kez izlemiştim. Erkeklere hitap ediyordu. Şimdi bizler geldik, kadınlar da izleyecek.

Sansasyona bulaşmamış isimler olarak, içerdiği şiddet duyguları nedeniyle çok eleştirilen bir dizidesiniz. Tepkilerden çekinmiyor musunuz?
S.Ş: Hayatın içinde de şiddet var. Bana teklif geldi ve bir saniye düşünmeden kabul ettim.
Z.Ç: Sevilmesinin en büyük nedeni çok gerçekçi konuların işlenmesi. Bana akşam teklif geldi ve hemen kabul ettiğimi bildirdim. Neden çekineyim ki?

Bu ara yapım şirketlerinin yasakları gündemde. Size uygulanan yasaklar var mı?

S.Ş: Bu projenin kalitesine leke getirecek hiçbir şey yapmamamız gerekiyor. Ama biz zaten bu nedenle rollerimize seçildik.
Z.Ç: Bana “Reklam filmi ve defilelerde seçici davran. Senaryoyu beraber okuyalım, istersen” dediler. Arkamızda olmaları, bizi korumaları çok güzel.

Bu dizinin kariyerinize nasıl bir katkısı olacağını düşürüyorsunuz?
S.Ş: Bu kadar iyi oyuncunun içinde bir şey öğrenmeden durmak mümkün değil. Kendimi konservatuvarda gibi hissediyorum.
Z.Ç: Aslında en iyi okullardan biridir setler. Bu dizide kim rol almak istemez ki. Çok şey öğreniyoruz.

Bu dizide oynamak hayatınızı nasıl değiştirdi?
Z.Ç: Hiçbir değişiklik yok. Aynen devam ediyor.
S.Ş: Hayatımı değiştirecek şey tanınmak ve tanınmamak. Ama çok iyi tepkiler alıyorum. Arkadaşlarım ve eşim Burak Hakkı çok sevdi diziyi.

Sette az kadın olduğu için kıymetimiz biliniyor
Kadrosunun büyük bölümü erkek oyunculardan oluşan Kurtlar Vadisi Pusu dizisinde 4 kadın oyuncu arasındaki Sema Şimşek ve Zeliha Çal, sette rekabetin olup olmadığı yönündeki sorumuza şu yanıtı veriyorlar: “Ekranda birbirimizi yiyoruz ama sette herkes dost. Bu setteki kadınların hepsi kendini ispatlamış kişiler. Tam tersine birbirimize yardım ediyoruz. Kompleksli insanlar değiliz. Set aralarında ’Nasıl yapalım’ diye birbirimize soruyoruz. Aramızda çok güzel bir diyalog var. Sette az sayıda kadın oyuncu olduğumuz için kıymetimiz de biliniyor. Mankeniz diye tavır almıyorlar. Oyunculuk adına çok şey öğreniyoruz. Oyunculuğu çok istiyorduk. Bu dizi bize beklediğimizden daha çok şey kazandırıyor.”
Şimşek ve Çal ayrıca birçok kişinin aksine, Polat Alemdar’ın karakterindeki bir adamın korkulacak bir yanı olmadığını düşünüyorlar. İkili, “Polat gizemliliğinin içinde çekiciliğini kullanıyor. Korkulacak değil, merak uyandıracak bir gizemi var. Ayrıca güçlü. Kadınlar için güç de karizmatiktir” diyorlar.
Logged

prenseslerin gülleri
Yönetim Kurulu Başkanı
******

BAŞARI: 25
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 6077


gülümse kaderine


« Yanıtla #23 : Mayıs 08, 2008, 10:24:46 ÖÖ »

PANA FİLM’DEN KAMUOYUNA DUYURU


Bugünkü gazetelerde yer alan Necati Şaşmaz’ın milletvekilliği adaylığıyla ilgili haberler tamamen asılsız ve gerçek dışıdır. Konuyla ilgili Pana Film Hukuk Bürosu’nun açıklaması aşağıdadır

“Müvekkilim M. Necati ŞAŞMAZ hakkında STAR GAZETESİ 22.05.2007 Tarihli sayısı 1. ve 13. Sayfasında ; “Genç Parti’den Polat Vekillik Önerisi İddiası: Genç Parti lideri Cem Uzan ile Kurtlar Vadisi’nde Polat Alemdar’ı canlandıran Necati Şaşmaz’ın milletvekilliği adaylığını görüştüğü iddia edildi. Başkan yardımcısı Emin Şirin yalanladı. Uzan’ın gözü Kurtlar Vadisi’nde: İttifak arayışlarını sürdüren Genç Parti lideri Cem Uzan’ın, Kurtlar Vadisi’nin Polat Alemdar’ı ile görüştüğü ortaya çıktı. Uzan’ın, Necati Şaşmaz’a milletvekilliği teklif ettiği iddia edildi. Genç Parti (GP) Genel Başkanı Cem Uzan’ın Kurtlar Vadisi’nde Polat Alemdar’ı canlandıran Necati Şaşmaz’la bir araya geldiği öğrenildi. Görüşmede Şaşmaz’ın GP’den milletvekili adaylığının gündeme geldiği iddia edildi. Ancak parti yöneticileri Alemdar’ın adaylığının söz konusu olmadığını bildirdiler. GP Genel Başkan yardımcısı Emin Şirin “ Bu da GP’ye maledilen “hamilelik” 3 aya düşüyor geyiğine benziyor” dedi…” İçerikli haber, TAMAMEN ASILSIZ, GERÇEK DIŞI VE HAYAL ÜRÜNÜDÜR.

Müvekkilimin haberde bahsedildiği üzere Genç Parti (GP) Genel Başkanı Cem Uzan ile bir araya gelmesi ve buluşmada milletvekili adaylığı üzerinde konuşulduğu iddiaları tamamen gerçek dışı ve uydurma iddialardır. Nitekim bu iddiaların asılsız olduğu haberde bahsi geçen Genç Parti yetkililerince de açık bir ifadeyle yalanlanmıştır.
Bu tür asılsız ve gerçek dışı haberlerle; müvekkilimin saygın isminin sansasyonel haber üretme amacıyla kullanılması gazetecilik mesleğinin saygınlığına gölge düşürmekle beraber müvekkilimin şahsiyet haklarına da hukuka aykırı tecavüz mahiyetindedir. Bu tür haberlerin devamı halinde, ilgililer hakkında YASAL YOLLARA BAŞVURULACAĞI bildirilir.

Basın özgürlük, ahlak ve ilkelerine mugayir davranılması suretiyle müvekkilimin saygın isminin sansasyonel haber yapmak uğruna yapılmış bu tür haberlerin tamamen GERÇEK DIŞI ve KÖTÜ NİYETLİ olduğunun gözler önüne serilmesi ve doğruların bilinmesi bakımından kamuoyuna saygı ile duyurulur… 22.05.2007


M. NECATİ ŞAŞMAZ
Vekili
Av. Cem İÇTÜRK”
Kaynak: Resmi site
Logged

prenseslerin gülleri
Yönetim Kurulu Başkanı
******

BAŞARI: 25
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 6077


gülümse kaderine


« Yanıtla #24 : Mayıs 08, 2008, 10:25:47 ÖÖ »

“Abi bu Üçüncü Dünya Savaşı”

16 HAZİRAN 2007
Ahmet Altan gazetem.net sitesinde bir yazı yazdı geçtiğimiz günlerde. Üçüncü Dünya Savaşı’nın Türkiye’den çıkabileceğini anlattı. Yazıyı, önce Fransız gazetesi Le Monde, ardından da Alman Stern dergisi yayınladı. Dün, Altan’ın yazısı bizim gazetede de yer aldı. Yazının ana fikrinde şu vardı: “Türkiye’de darbe olursa, tarihte bugüne kadar hiç gerçekleşmemiş bir oluşumla karşılaşacak dünya. Türkiye, olası bir darbeden sonra, Rusya ve İran’la ortaklık kurmak isteyecek. Silahı, enerjiyi ve parayı bu iki ülkeden alacak. Rusya’yla, İran’ın elindeki doğal gaz, petrol ve nükleer güç, Türkiye’yi bir süreliğine daha ayakta tutmaya yeter. Ama Rusya, Türkiye, İran bloku, dünyanın bütün dengelerini değiştirir. Ortadoğu’nun kontrolünü tümüyle ele geçirir. Avrupa’yı küçük kıtasına hapseder... Eğer Üçüncü Dünya Savaşı çıkacaksa, sanırım, bu çatışmadan çıkar. Hiç unutmayın ki ilk dünya savaşı da, tek bir tabancanın patlamasıyla başlamıştı.”

ABDÜLHEY ALTAN’I ONAYLADI

Yazının bizim medyada çıktığı günün gecesinde, Kurtlar Vadisi Pusu da sezon finaliyle ekrandaydı. Dizinin bir sahnesinde, tekrar tekrar dinledim, aynen şu diyalog vardı. Memati sordu: “Usta bu İranlı’nın dört aileyle ne alakası var?” Cevap Polat’tan geldi: “Tataroğlu’nun kriptekste çözdüğü işte bu Memati. Almanlar, İran’da nükleer tıp altyapısı diye nükleer tesisler kurmuş. Ruslar, uranyumu yollamış... Fransızlar, uranyumu zenginleştirmekte kullanılacak hassas cihazları ve sistemleri vermiş. Ve bu ispatladığında, macera belli. Kurtlar Vadisi İran!” İşte bu anda geldi Abdülhey’in, Ahmet Altan’ın söylediklerini onaylayan cümlesi: “Abi bu Üçüncü Dünya Savaşı.”

KALEMLER AYNI ŞEYİ SÖYLÜYOR

Ne tuhaf değil mi? Sanki Ahmet Altan da, Kurtlar Vadisi Pusu’yu yazan kalemler de aynı şeyi söylemeye çalışıyordu. Dünyayı, Türkiye’nin merkezde olduğu korkunç bir savaş bekliyordu. Altan, yazısında bu tehlikenin altını çiziyordu. Kurtlar da aynı meseleye işaret ediyordu. Dün Vatan’ın beşinci yılı için hazırlanmış 186 sayfalık özel bir gazeteyle çıktık karşınıza. İçinde benim yazdığım “Ekranda toplu cinnet” başlıklı bir yazı vardı. Onun son paragrafından birkaç cümleyi tekrar ediyorum. Dünyayı ve ülkemizi kuşatan bu cinnetin, insanlık adına bir an önce sona ermesini diliyorum. “2007’de sadece Türkiye’de değil, dünyanın dört bir yanında seçimler var. Sadece siyaset sahnesinde değil, ekranda da saflar asıl şimdi netleşiyor. Belli ki dünyanın üzerinde kurulu olduğu konjonktür artık eskidi. Dünya da, medya da aynı günlerde temellerinden yıkılıp, yeniden inşa ediliyor.”

YÜCE TANRI İNSANI AFFETSİN

Öyle şeyler yaşıyoruz ki, Ahmet Altan da, Abdülhey de aynı tehlikenin altını çiziyor. Onlar yetmezmiş gibi, bir gazetenin televizyon yazarı da üç aşağı beş yukarı aynı şeyleri dile getiriyor. Dört bir yandan, kulakları iyi duyanların fark ettiği savaş tamtamlarının sesi yükseliyor. Böyle iç karartıcı anlarda, içimden o nefis Sezen Aksu şarkısını mırıldanmak geliyor. “Bugün dua ettim hepimiz için. Yüce Tanrı insanı affetsin...” Ne dersiniz, benzerlikler sizce de tuhaf değil mi? Siz de o şarkıyı sever misiniz? Bana eşlik eder misiniz?



Memet GÜLER - VATAN
Logged

prenseslerin gülleri
Yönetim Kurulu Başkanı
******

BAŞARI: 25
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 6077


gülümse kaderine


« Yanıtla #25 : Mayıs 08, 2008, 10:26:19 ÖÖ »


Ömer Baba, bu toprağın sesi

YUSUF BÜLBÜL
Kurtlar Vadisi’ndeki Ömer Baba karakteriyle izleyicinin gönlünde taht kuran Emin Olcay, Cuma Ertesi'ne konuştu. Şiddet görüntüleri nedeniyle eleştirilen dizide medyanın Ömer Efendi’nin verdiği mesajlardan bahsetmemesine içerleyen Olcay, "Kimse arayıp sormadı bile. Ömer Baba'nın söylediği laflar birilerine dokunuyor. Çünkü söylediklerim Hz. Mevlânâ’dan, Yunus Emre’den ve bizzat Kur’an-ı Kerim’den alınma.” diyor. Ömer Efendi rolünün büyük bir sorumluluk getirdiğini belirten Olcay, “Artık kimse bana Emin Olcay demiyor. Ömer Baba, beni çok-tan aştı.” şeklinde konuşuyor.

Çünkü söylediklerim Hz. Mevlânâ’dan, Yunus Emre’den ve bizzat Kur’an-ı Kerim’den alınma.” diyor. Ömer Efendi rolünün büyük bir sorumluluk getirdiğini belirten Olcay, “Artık kimse bana Emin Olcay demiyor. Ömer Baba, beni çok-tan aştı.” şeklinde konuşuyor.




--------------------------------------------------------------------------------


Ömer Baba'nın nâmı, beni çoktan aştı


‘Kurtlar Vadisi’ ve ‘Kurtlar Vadisi Pusu’ deyince; Türkiye’nin çevresinde dönen dolaplar, entrikalar, mafya, ‘iyilerle kötülerin’ hesaplaşması gelir akla ilk olarak. Polat Alemdar’ın kötülerle mücadelesi yalnızca şiddet sarmalında ele alınırken, dizinin alt metinlerinde verilmek istenen masajlar göz ardı edilir. Oysa dizide iyilik temalı mesajlar şiddet görüntülerinden az değil. Ömer Baba’nın sözleri ve yaşantısı Kurtlar Vadisi’nde adeta bir denge unsuru. Ömer Baba’yı dizide 43 yılını tiyatroya adayan Emin Olcay oynuyor. Pek çok insan, özellikle de dizinin hayran kitlesi tarafından hayatı en çok merak edilen kişilerin başında geliyor oyuncu. Hz. Mevlânâ’dan ve en önemlisi de Kur’an-ı Kerim’den verdiği mesajlarla ‘Kurtlar Vadisi Pusu’nun felsefesini yansıtsa da medyanın Ömer Baba’ya olan ilgisizliği onu üzüyor. Show TV’de 4 yıldır izleyici karşısına çıkan Olcay, “Kurtlar Vadisi’ni sadece şiddet var diye eleştirenleri anlamıyorum. Ömer Efendi’nin verdiği mesajlardan kimse bahsetmedi. Kimse arayıp sormadı bile. Ömer Baba’nın söylediği laflar birilerine dokunuyor. Çünkü söylediklerim Hz. Mevlânâ’dan, Yunus Emre’den ve bizzat Kur’an-ı Kerim’den alınma.” diyor. Ömer Efendi rolünün büyük bir sorumluluk getirdiğini de anlatan Olcay’la sezon finali öncesi küçük bir çay bahçesinde buluştuk. Ömer Baba ile başladığımız sohbette laf lafı açtı ve konu bakın bizi nerelere götürdü. Emin Olcay’ın zaman zaman sitemle birlikte sertleşen açıklamaları çok konuşulacağa benziyor...

‘Kurtlar Vadisi’ ve ‘Kurtlar Vadisi Pusu’daki Ömer Baba karakteri ile izleyicinin gönlünde taht kurdunuz. Emeklilik döneminde adeta ikinci baharınızı yaşıyorsunuz.

43-44 yıldır tiyatrodayım. 8-9 yıldır da televizyon dizilerinde oynuyorum. Ama Kurtlar Vadisi başka. Esas çıkışım Ömer Baba ile oldu diyebilirim. Ömer Baba Emin Olcay’ı geçti. Dışarıda Ömer Baba diye hitap ediyorlar. Emin Olcay diyen yok. Bu bir oyuncu için riskli; ama oynadığım bu rolün güzelliği karşısında buna razıyım. Çünkü verdiğim mesajların çok doğru, yerini bulan mesajlar olduğunu biliyorum.

Kurtlar Vadisi’ni ‘kan ve şiddet var’ diye eleştirenler bile Ömer Baba’ya büyük sevgi besliyorlar.

O eleştirenler baktıkları yeri görmeyen insanlar. Eğer baktığınız yeri görebiliyorsanız, size bu nasip olmuşsa Ömer Baba’nın verdiği mesajların altında yatan öğretileri çok iyi anlarsınız. Algılayanlar ve görebilenler görüyor. Türk örf ve âdetlerinde bozulmaya yüz tutmuş birtakım değerlerin altını kalın bir kalemle çiziyoruz.


Nasıl bakmamız gerekiyor?

Şöyle ki; aile yapısı bozulmaya başladı. Gençler anne ve babalarına saygı göstermez oldu. Burada bir şey var aslında görülmeyen. Sürekli şiddetin içinde dedikleri Polat Alemdar’ın eve geldiği zaman anne ve babasına ne kadar saygılı olduğu ortada. Bu çok büyük bir mesaj. Aile yapısını, olması gereken şeyi gösteriyoruz. İnsanlar bakar; ama herkes göremez. İnsan bir de görmek istediğini görür. Bazı insanlar, örnek alıyorlar şiddeti deniyor ya; şiddeti görmeye çalışıyorlar. İyi yanını görmek istemiyorlar. Ancak iyi yanını görmek isteyenlerin sayısının çok olduğunu biliyorum. Çünkü dışarıda bana gösterilen saygı ortada. Ne anlatıyor bu Ömer Efendi diyenler var. Hem de aydın geçiniyor bu insanlar.

Kurtlar Vadisi Pusu’nun karmaşası, çatışması ve entrikası, ağzınızdan çıkan bir cümle ile unutuluyor...

Önemli olan da bu zaten. Kaybetmekte olduğumuz değerlerimizi ve kültürümüzü, bu diziler vasıtasıyla insanlara aktarmak. Bunu başardığımıza inanıyorum. Ama ne acıdır ki medya bunun farkında değil. Medya bugüne kadar Ömer Efendi’den hiç bahsetti mi? Bir tek siz geldiniz. Bir iki medya kuruluşu daha...

Ömer Efendi’ye karşı bir tavır mı var?

Belki de bunun farkında değiller. Bu durumu üniversitelerde verdiğim konferanslarda anlatıyorum. 50 yıldır bu ülkenin kültürü üzerinde bir oyun oynanıyor. Bunu dış mihraklar yapıyor genelde. Bu ülkeyi askerî güçlerle elde edemeyeceklerini anlayınca, kültürü bozarak parçalayalım ve ancak öyle sahip olalım diyorlar. Bu tür haberler ve bu tür görmemezlikler, bunların devamı bence.

Söyledikleriniz ya da verdiğiniz mesajlar onların ilgisini çekmiyor olabilir mi?

Anlattıklarım dokunuyor onlara. ‘Yarası olan gocunur’ diye bir laf vardır. Ömer Baba’nın söylediği laflar onlara dokunuyor. Çünkü söylediğim lafların çoğu Hz. Mevlânâ’dan Yunus Emre’den ve bizzat Kur’an-ı Kerim’den. UNESCO dünyada Mevlânâ yılı ilan ediyor, biz Mevlânâ’nın sözlerinden gocunuyoruz. Sahip çıkamıyoruz kültürümüze. İşte söylemek istediğim kültür erozyonu bu.

Karmaşa çatışma bir yana, kameralar Ömer Efendi’ye döndüğü zaman her şey tersine dönüyor. Bu doğru mu?

Evet dizinin felsefesi bu. Ayrıca senaristler sağ olsun çok iyi yazıyorlar. Bir defa bu dizinin başarısı senaryosundan dolayıdır. O kadar güzel o kadar matematiksel gidiyor ki. Son bölümlerde öldüm mü kaldım mı, ben bile bilemiyorum. Dolayısıyla seyircide bu, ilgi uyandırıyor. İkincisi teknik kadro çok iyi. Çok iyi bir oyuncu kadrosu var. Çoğu Devlet Tiyatrosu sanatçısı ve deneyimliler.

Ölüp ölmeyeceğimi bilmiyorum, dediniz de geçen hafta Polat’ın hasımları sizi götürdüklerinde izleyicinin yüreği ağzına geldi.

Valla ne yalan söyleyeyim; oyuncu olarak aynı endişeyi ben de yaşadım. Yani 4 senelik Ömer Baba öldü, dedim kendi kendime. Sonra dedim ki; Ömer Efendi’nin ölmesi dizinin felsefesine aykırı. İleride neler olur bilmem tabii.

Ömer Efendi dizide, manevi değerlerin temsilcisi konumunda desek çok mu abartmış oluruz?

Ömer Efendi’yi nesli tükenmekte olan eski insanlarımızdan biri. Son derece ahlaklı, örfüne kültürüne düşkün bir insan. Dürüst, dini bilgileri yerinde donanımlı bir kişilik. Bir de her şeyiyle teslim olmuş bir adam. Teslim olmazsa zaten o ahlak, dürüstlük ve adalet duygusu hiçbir zaman gelişmez. İkincisi merhamet ise bu teslimiyetten sonra gelir. İkisi birbirini tamamlar. Ayrıca unutulmaya yüz tutmuş el sanatlarımızı yaşatmaya da çalışıyor. Ebru sanatını ele alalım mesela. Dizi sayesinde ebru sanatına ilgi arttı. Anadolu’nun en ücra köşelerinde ebru öğretiliyor.

İnsanlar diziye bu yönüyle hiç bakmadı belki de...

Evet. Avustralya’dan gelmiş bir arkadaşla Ankara’da karşılaştım. ‘Sizin yüzünüzden zarara uğradım ve para kaybettim.’ dedi. ‘Ben ne yaptım sana?’ dedim. Diziyi izlemiş ve ebru sanatına merak salmış. Avustralya’da malzeme bulamayınca Türkiye’den almış. O da Alman malı çıkmış ve işe yaramamış.

Sokaktaki insanın Ömer Baba’ya bakışı nasıl? ‘Bize sohbet yap’ diyenler oluyor mu?

Çok oluyor. Ama şunu da söyleyeyim. Ömer Efendi rolü bana çok ağır bir sorumluluk verdi aslında. Ben bir oyuncuyum. Tasavvuf ehli değilim. Ama meraklıyım, araştırıyorum. Bu rol bana yeni kapılar açtı. Bunu açık söyleyebilirim. Bilmediğim birtakım şeyleri öğrenme ihtiyacı hissettim. Bazılarını da öğrenmeye çalışıyorum. Çeşitli insanlarla bir araya geliyorum. Kitaplar okuyorum ve kendimi geliştirmeye çalışıyorum.

Bu rolün size kazandırdığı şeyler var mı?

Çok büyük bir huzur ve mutluluk duydum. Onun için de zevkle yapıyorum. Ama insanların beni değerlendirmesinde birtakım yanlışlar oluyor. Çünkü bizim insanımız izlediği karakterle bire bir örtüştürüyor. Mesela bir çekim esnasında bir mühendis arkadaş geldi ve çocuklarıma nazar değdi okur musun, dedi. Şimdi bu bana çok büyük bir yük. Kimisi meşrebimi soruyor. Ben sizin meşrebinizi biliyorum, diyenler var. Tabii, bu doğru bir şey oynadığımı ve doğru yönde bir şeyler aktardığımı gösteriyor.




--------------------------------------------------------------------------------


‘Akrep kadar olamıyoruz’


“Emin Olcay, Ömer Baba’nın yaptıklarının ne kadarını yapıyor derseniz yüzde 25’ini ya da 30’unu ancak derim. Çünkü yaşadığımız çağ bizi zorluyor. Ben evet bütün merhamet duygularımı öne koymaya çalışırım çocuklarıma karşı. Onlar ne isterlerse, akla yatkın olanı ve gelecekleri ile ilgili her şeyi sonuna kadar yapmak için uğraşırım. Bu arada küçük bir anekdotu anlatmak isterim: Akrepleri bilirsiniz. Onlar ailecek gezerler genellikle. Ama aile aç kalır yiyecek hiçbir şey bulamazlarsa, baba kendisini öldürür. Anne, babayı parçalayıp, çocuklarına yedirir. Akrep kadar olamıyoruz kısacası.”


***


‘Babalık lafla olmaz’


“Babalık büyük sorumluluk. Sadece çocuğun doğmasına yardımcı olmuş bir varlık değil baba. Esas, çocuk doğduktan sonra babanın görevi ağırlaşıyor. Çocukları her türlü cezadan, beladan ve kazadan korumak için çaba sarf etmelisiniz. Tecrübenizle onlara yol göstermek zorundasınız. Onlar üzerinde her türlü koruyucu görevini yapmalıdır. Ha bu çocuk doğdu büyüdü, ne yaparsa yapsın anlayışı bizde yoktur. Batılılarda bu var. Tahsilimi Almanya’da yaptığım için biliyorum. Zaman zaman kontrollü olarak yalnız başına bırakacaksınız; ama onlar da hayatı acısıyla, tatlısıyla öğrenecekler; ama bir baba ömrünün sonuna kadar onların her hareketinden her şeyinden sorumludur.”
« Son Düzenleme: Mayıs 08, 2008, 10:27:54 ÖÖ Gönderen: prenseslerin gülleri » Logged

prenseslerin gülleri
Yönetim Kurulu Başkanı
******

BAŞARI: 25
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 6077


gülümse kaderine


« Yanıtla #26 : Mayıs 08, 2008, 10:29:06 ÖÖ »


Yaşadıklarım herkese ibret olsun

DİLEK CİHAN GÜRAY
Kurtlar Vadisi’nin Laz Ziya’sı İstemi Betil, kirasını ödeyemediği için düştüğü üzücü durumdan kurtuldu. İyi bir aktör olduğunu; ancak pazarlık yapamadığını söyleyen sanatçı, şimdiye kadar kazandıklarıyla küçük de olsa bir ev almadığı için pişmanlık duyuyor.
Kurtlar Vadisi dizisinin Laz Ziya’sının “Nesriiiiiiin!” diye bağırıp mavi gözlerinin çakmak çakmak yanmasını hâlâ hatırlarsınız sanırım. Ve de Yüzüklerin Efendisi’nin Gandalf’ının büyülü sesini de... Bu iki önemli rol için tiyatro sanatçısı İstemi Betil’in başarısı tartışma götürmez. Sanatçının geçtiğimiz günlerde başına gelen üzücü hadise kapısını çalmamıza vesile oldu. Betil, borçları yüzünden ev kirasını ödeyememiş, ev sahibi ve esnaf ile papaz olmuştu. Ama neyse ki olaylar duruldu, borçlar ödendi. Üzüntüsü her halinden belli olan sanatçı, şimdilerde kenara köşeye ayırıp küçük de olsa bir ev alamamanın pişmanlığını yaşıyor. Ve o da her sanatçı gibi zor günlerinde yanında hiçbir sanatçı dostunun olmadığından, bir “alo” bile demediklerinden yakınıyor. Ama en çok da Laz Ziya karakterinin üzerine yapışmasından ve magazincilerin kendisini mafya babası gibi lanse etmesinden şikâyetçi. Oysa o sert görünümün ve tok sesin ardında yufka bir yürek ve romantik bir insan yatıyor.

Ekranlarda izlediğimiz gibi gerçekten de maddi sıkıntılar çektiniz mi, çekiyor musunuz?

Tabii çektik. Şöyle oldu, benim alacağım vardı adam iflas etti. Oynadığım bir oyunda. Öbürü kaçtı. Bir taraftan da ben iki dizi, bir film anlaşması yaptım. Ama hiçbiri başlamadı. Başka yere de gidemiyorum doğal olarak. Beklenmedik şeyler üst üste gelince bir sıkıntıya girdik.

Kiranızı ödeyemediniz ve ekranlar önünde üzücü şeyler yaşadınız...

O evi tutmamızı ve o eve taşınmamızı isteyen kişiden kazık yedik. Ayrı ayrı kira ödeyecektik, dubleks bir evdi. Biz de tamam dedik. Biz bir anda ev sahibiyle baş başa kaldık. Borçlarımız da vardı. “Şu anda elimizde para yok. Taşınacak parayı bulalım, taşınacağız.” dedik. Aslında taşınma anında yaşananlar bir organizasyon. Taşınacağımızı herkes biliyordu, zaten kaçacak olsak gece taşınırdık. Biz onlardan sadece zaman istedik. Sonra bütün borçları ödedik. Onlar kamera önünde biraz şov yaptılar.

Oraya kameraları kim çağırmıştı?

Bütün olay, sorun çıkarmak ve kameralar önünde bizi rezil etmekti. Ama polisler geldiğinde çok saygılı davrandılar. Hem bize hem de onlara. Beklediğimiz para da o gün gelmedi bize. Yoksa biz o gün herkesin parasını ödeyeceğiz, öyle gideceğiz diye ayarladık. Ama bekle bekle gelmeyince ev sahibinin eşi de bağırıp çağırmaya başladı. En sonunda da çekime gelen dostlara şunu söylediler: “Sizi biz buraya niye çağırdık ulan?” Sonra da muhabir çocuğa saldırdılar. Olayın organize olduğu burada ortaya çıktı. Ve ortalığı biz teskin ettik. Böyle enteresan bir gün yaşadık.

Bütün bu yaşadığınız sıkıntılarda alkolün etkisi var mı sizce?

Hayır yok. Alkolü severim; ama ben onu dozunda, güzel yerde, güzel şekilde almayı severim. Bir dönem gerçekten biraz fazla aldım. Ama artık dozunda, gerektiği yerde, gerektiği kadar. Kurtlar Vadisi döneminde bile arkadaşlar bana “Sen sette içki içiyorsun” derlerdi. Ben de “Evet, içiyorum” derdim. Ben öyle gizli gizli içersem alkolik derler, açık açık içersem çok içiyor derler. Ama bana ‘motor’ dendiği an farklı olurdum. Bir de sarhoş olacak kadar içmemeyi biliyorum.

Her insanın, başına gelen olaylardan çıkardığı bir ders vardır, siz de bu yaşadıklarınızdan sonra neler düşündünüz?

İnsana değer vermek çok güzel bir şey; ama değerinden çok değer vermemek gerekiyor. Shekespeare Jull Sezar’ın da güzel bir lafı var. Jull Sezar, Brütüs’e der ki: “Her dost dosdoğru dost olmuyor Brütüs.” Ve sonra da Brütüs son bıçağı Sezar’a vurur. Sonra da Sezar, “Sen de mi Brütüs?” der ve yere düşer. Bu kişi bana bu bıçağı vurmaya kalktı. Ama ben düşüp ölmedim, ölmeyeceğim de inşallah.

Şu an neler yapıyorsunuz?

Şu an yaptığım bir şey yok. Dün bir görüşme yaptım. İnşallah o başlayacak. Bir dizide oynayacağım. Bir de firmaların sağlamlığı çok enteresan. İş bağlıyoruz, sonra olmuyor; ama biz oraya bağlanmış kalıyoruz. İnşallah bu öyle olmaz.

Hangi firmayla nasıl bir projede yer alacaksınız?

Avrupa Film’le 10 gün sonra falan motor diyeceğiz. İki tane rol önerdiler. Ben de ‘Hangisi olursa olsun? siz seçin’ dedim. Ben her rolü oynarım, önemli olan aktörlüğümü gösterebilmem. Hem değişik rol oynamayı seviyorum. Hep illa ki mafya babasını oynamayacağım. Tiyatroda zaten her rolü oynadım.




--------------------------------------------------------------------------------


Oyunculuğumu konuşturuyorum ama pazarlık yapamıyorum


Yapımcılardan aldığınız para nerelere gidiyor?

Biz çok almıyoruz diğerleri gibi. Belki birkaç kişiye çok iyi paralar veriyorlar; ama biz öyle değiliz. Biz oyunculuğumuzu konuşturuyoruz. Ben zaten pazarlık yapmayı bilmem de, sevmem de. Yıllarca devlet tiyatrosunda görev yaptım, kimseyle pazarlık yapmadım ki.

Kurtlar Vadisi’nden iyi kazanıyordunuz ama değil mi?

O dönemde benim ölçülerime göre kötü para kazanmadım. Ama benim annelerinden ayrıldığım iki tane kızım var, bir de onlara yardım etmek durumundayım. Bana “ev al” dediler, “sonra alırım” dedim. “Biraz bankaya para koy” dediler, “sonra koyarım” dedim. İki genç kızım var, onların cebine üç kuruş koymadan hiçbir yere yollayamam. Benim evladım onlar, elimden geleni yaptım, yaparım, yapacağım da.

Milyar dolarların döndüğü bu film piyasasında içinde bulunduğunuz durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu piyasa enteresan bir piyasa. Ben öyle yüksek fiyatlarla iş yapan bir adam değilim. Ama benim fiyatım bile yüksek geliyor onlara. 300-500 milyona iş yaptırıyorlar. Örneğin bir reklam filmi için konuşuyoruz. ‘Ooo harika oldu, mutlaka kampanya olacak’ diyorlar. Aradan zaman geçiyor, bir bakıyorum ikincisini bir başkasına seslendirtiyorlar. Çünkü o kişi daha az alıyor. Ben de kalkıp bunlara ‘Beni niye aramadınız?’ diyemem. Ben daima çift kaşe aldım, kaşe neyse iki katını aldım, onun için beni çağırmıyorlar.

Peki aldıklarınızı değerlendiremediğiniz için kendinize kızıp hayıflanıyor musunuz?

Yanlış yapmışım tabii. Yani en azından küçük de olsa ucuza küçük bir ev alsaymışım. Ki bana çok söylendi bu. Ben hep daha sonra, daha sonra dedim. Ama keşke yapsaymışım.

kaynak: zaman
Logged

prenseslerin gülleri
Yönetim Kurulu Başkanı
******

BAŞARI: 25
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 6077


gülümse kaderine


« Yanıtla #27 : Mayıs 08, 2008, 10:31:47 ÖÖ »

Kötü kiracı Polat



GEÇENLERDE Kurtlar Vadisi'nin Polat'ına sevgili dayanmadığını yazmıştım. Avukat Eylül ve Arap kızı Leyla ölmüştü. Son gözdesi Ahu da kurşunlara gelip, ağır yaralandı. Ama Polat'a dayanmayan yalnızca sevgili değil. Mübareğe ofis dayandırmak da mesele. İlk bürosu taranmıştı. İkincisi bombalandı. Son olarak bir barakaya yerleşmişti ki onu da baskınla harabeye çevirdiler. Aklınızda bulunsun, Polat ve ekibine işyerinizi kiraya verecekseniz, üç misli depozito isteyin!..

YÜKSEL AYTUĞ
Logged

prenseslerin gülleri
Yönetim Kurulu Başkanı
******

BAŞARI: 25
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 6077


gülümse kaderine


« Yanıtla #28 : Mayıs 08, 2008, 10:32:04 ÖÖ »

Polat’a Elif’i unutturmaya kararlı
Kurtlar Vadisi dizisinde Ahu karakterini canlandıran Nefise Karatay, Polat Alemdar’ın Elif’i unutması için Ahu’nun çok çabalayacağını söyledi.


Dizide gelecek bölümler ile ilgili tüyo veren Nefise Karatay, Ahu’nun Polat’a Elif’i unutturmak için mücadele edeceğini söyledi. Karatay, "Polat Alemdar’ın kalbindeki kişi yaşamadığı için o normal aşkların ötesinde bir fark yaşamalı. Sonuçta Polat, manevi olarak aşka bağlı onun yaşadığı aşkta kolay değildi. Dolayısıyla kalbini Elif’ten sonra fethetmek gerçekten güç. Ama Ahu bu uğurda her şeyi yapmaya ve bu zorlu yolda mücadele etmeye kararlı"
Nefise Karatay, kendisinin de Ahu gibi aşkı için savaşmayı tercih edeceğini belirterek, şunları söyledi: "Ortada savaşmaya değer bir şey varsa savaşırım. Ama onu görmüyorsam değmeyecekse ben Nefesi Karatay olarak beni istemeyeni istemedim. Ömrüm boyunca istemedim. Ben hep sevildikçe sevdim, hiçbir zaman sevilmedikçe sevmedim. Ahu’nun yaşadığı benim karakterimin çok dışında bir şey ama..."

Televizyon Gazetesi
Logged

prenseslerin gülleri
Yönetim Kurulu Başkanı
******

BAŞARI: 25
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 6077


gülümse kaderine


« Yanıtla #29 : Mayıs 08, 2008, 10:32:54 ÖÖ »

Haftanın en çok reklam alan yerli dizileri…

--------------------------------------------------------------------------------

Önceki haftanın en çok reklam alan yerli dizisi “Kurtlar Vadisi Pusu”, bu hafta da ilk sıradaki yerini korudu. Prime-time diliminde izleyicileriyle buluşan yerli dizilerin yeni bölümlerini kapsayan araştırma sonuçlarına göre, haftanın en çok reklam alan ikinci yapımı ise, yapımcılığını yine Pana Film’in yaptığı komedi dizisi “Eşref Saati” oldu. İşte araştırmanın diğer detayları…

Medya Takip Merkezi’nin (MTM), düzenli olarak her hafta hazırladığı, haftanın en çok reklam alan yerli dizileri araştırmasının bu haftaki sonuçları belirlendi. Buna göre, 12-18 Kasım haftasında, reklamverenin gözdesi değişmedi. Perşembe gecesinin en çok izlenen dizisi Kurtlar Vadisi Pusu, aynı zamanda en çok reklamı izleyicisiyle buluşturan yapım oldu. Show TV’nin iddialı yapımı Kurtlar Vadisi Pusu, 15 Kasım’da yayınlanan bölümüne 151 spot aldı.

MTM’nin reklam ölçüm sonuçlarına göre, 12-18 Kasım haftasının en çok reklam alan ikinci dizisi Eşref Saati olurken; Show TV ekranlarının bu sevilen yapımı, toplam 104 reklam aldı. Yavuz Bingöl, Yetkin Dikiciler, Özge Borak Şakrak, Yağmur Kaşifoğlu, Ahmet Uğurlu, Bilge Şen ve Şebnem Dönmez’in rol aldığı dizi, komedi unsurunun yoğun kullanılmasıyla dikkatleri üzerine çekiyor.

Pana Film tarafından hazırlanan ve Show TV’de yayınlanan Kurtlar Vadisi Pusu ile Eşref Saati’nin, reklamverenin en çok tercih ettiği diziler listesinde ilk iki sıraya yerleşmesi, yapımcısı ve yayıncısı iki şirketin de yüzünü güldürdü.

Reklamverenin, Show TV ve ATV’de yayımlanan dizilere ilgisinde artış var…
ATV’de yayımlanan Sıla ise en çok reklam alan üçüncü yerli diziydi. Dizinin reklam sayısındaki artış, bu hafta da devam etti.
Farklı bir konuyu yakalayıp rating listelerinde üst sıralara yerleşen dizilerin başarısı, benzerlerinin yapılmasına yol açarken; MTM’ nin periyodik hazırladığı listeler, benzerlerinin de reklam başarısı yakaladığını ortaya koydu.

En popüler 10 dizinin beşi, Cuma günü yayımlandı…
Aynı ölçüm sonuçlarına göre, en çok reklam alan yerli dizilerin yoğunluk gösterdiği gece, Cuma oldu. Reklamverenin en çok ilgi gösterdiği 10 dizinin beş tanesi, 16 Kasım Cuma günü izleyicileriyle buluşurken; reklamverenin en çok tercih ettiği dizilerden ikisi Show TV, ikisi ise ATV ekranlarında yer aldı.


12-18 Kasım haftasında en çok reklam alan yerli diziler (Spot Adedi)
No Program adı Yayın Tarihi Spot Adedi Toplam Süresi (Dk.)
1 Kurtlar Vadisi Pusu (Show TV) 15.11.2007 151 58
2 Eşref Saati (Show TV) 16.11.2007 104 36
3 Sıla (ATV) 16.11.2007 100 38
4 Hepsi 1 (ATV) 18.11.2007 96 38
5 Pusat (Show TV) 16.11.2007 95 35
6 Sessiz Gemiler (ATV) 17.11.2007 93 31
7 Dudaktan Kalbe (Show TV) 14.11.2007 92 37
8 Hatırla Sevgili (ATV) 16.11.2007 90 37
9 Asi (Kanal D) 16.11.2007 89 36
10 Avrupa Yakası (ATV) 14.11.2007 87 38

Kaynak: MTM Medya Takip Merkezi (Dizilerin aynı hafta içinde yayımlanan yeni bölümleri ölçümlenmiştir.)

ooo...Toplam 58 dk. reklam verilmiş dizide...Dizi 2 saatse 1 saati reklam...Acaba bu reklam oranlarının içine Uzun Özette Dahilmi???
Logged

Sayfa: 1 [2] 3 4 5   Yukarı git
  Yazdır