>hepdizi.com<  YerLi •  Yabancı Dizi  Paylaşım Platforumu >hepdizi.com<
Duyurular: .:. Portal .:. Youtube Video .:. Canlı Tv .:. Radyo&Sohbet .:. Oyunlar .:. Program İndir
 
*
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun. Ekim 12, 2008, 04:34:50 ÖÖ


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz



Ekstra

Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Bıçak Sırtı Güncel Haberler  (Okunma Sayısı 116 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
prenseslerin gülleri
Yönetim Kurulu Başkanı
******

BAŞARI: 25
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 6116


gülümse kaderine


« : Nisan 08, 2008, 11:21:33 ÖÖ »






Mehmet Günsür, Fikret Kuşkan ve Nejat İşler ile Röportaj

Gerçek hayatta da iyi arkadaş olan “Bıçak Sırtı”nın üç karizmatik oyuncusunu, Elle dergisi bir araya getirdi.Fikret Kuşkan, Mehmet Günsur ve Nejat İşler, ilk kez aynı projede bir araya geldi. Onları dizi seti dışında bir araya getirmekse hayli meşakkatli iş.

-Üçünüz ilk kez aynı projede yer alıyorsunuz. Nasıl oldu bu?
Fikret Kuşkan: 10 ayrı yönetmenin çektiği “Anlat İstanbul” filminin farklı bölümlerinde rol almıştık ama o zaman ayrı ayrı ekiplerle çalışmıştık.
Nejat İşler: Beraber çalışmayı hep istedik ama bunun düzgün bir ekiple olması için sabrettik. Sonuçta bu proje bizim etrafımızda oluştu. “Kim çekse?” diye düşünürken menajerimiz Ayşe Barım bu işin anneliğini, Erol Avcı da (TMC Yapım Şirketi) babalığını üstlendi. Kurgulanan bir şey değildi bu proje. Bir anda ortaya çıktı ve ağustosta çekimlere başladık.

-Elbette birçok insan, özellikle de genç kız tayfası, diziyi sizin için izliyor. Ne düşünüyorsunuz bu konuda?
F.K: Böyle bir şeyin arkasına sığınarak nereye kadar gidilebilir ki? Yaptığımız işten mutlu olmalıyız.
N.İ: Güzel giden bir şey güzel de, para kazandırıyorsa kimse onu bırakmak istemiyor. Uzayacak diye de hikáye saçmalaşmaya başlıyor.
F.K: Türkiye’de son 10 yıl içinde yapılmış son derece iyi işler var. Damakta lezzet bırakmışlar. Bizim dizimizin iskeleti de tıpkı o işlerinki gibi iyi kuruldu.

-Yönetmeniniz Selim Demirdelen reklam dünyasından geliyor değil mi?
F.K: Evet, ilk kez bir televizyon dizisi çekiyor. Benim için çok kıymetli bir yönetmen, mutlaka sinemada da var olmalı. .
Mehmet Günsur: Ben diziden teklif aldığım için İtalya’dan kalkıp gelmedim, tam tersine başından beri bu işin peşini kovalıyordum. Yönetmeninden müziğine, yapımcısından yazarlarına kadar her şeyi cezbetti beni.

-Dizi setlerindeki çalışma koşullarının gayri insani olduğu söyleniyor. Sizin setinizde de böyle bir durum var mı?
M.G: İtalya’yla kıyaslarsam Türkiye şartları çok farklı ve buranın kendi gerçekleri var, ancak bu dizideki çalışma koşulları rahat. Tabii bizim çalışma koşullarımızı belirleyecek bir gücümüz var artık. İtalya gibi sendika kurup, günde maksimum 10 saat çalışmak gibi bir şansımız yok ama bir bölümün 80 dakika değil de 60 dakika olmasını sağlayabiliyoruz.
F.K: Televizyon artık daha iyi koşulları sağlayacak bir ekonomiye ve reklam gücüne sahip, sinema içinse durum çok daha zavallı. 20 günde film çekilmeye çalışılıyor. Televizyona zaten sanat gözüyle bakmıyorum ben. Bu aptal kutusu, parasını her zaman, her şekilde çıkarabilir. Televizyon dünyanın her yerinde aptaldır. Bizim derdimiz, bu dünyanın içinde nasıl kaliteli projeler yapabileceğimiz.

-Milyonlarca insanın tek eğlencesi ve hayatla bağlantısı televizyon. Bu kadar küçümsemeseniz televizyonu…
F.K: Televizyon yüzünden durmadan kıçıyla dünyayı sallayan Paris Hilton’u konuşuyoruz. Oysa çok daha önemli konulardan bahsedebilirdik. Para benim için araç değil amaçtır ve maalesef ben bu aracı sinemadan değil, televizyondan kazanıyorum. Bunun için de en iyi projeleri seçiyorum.
N.İ: Televizyon aslında deterjan, araba filan satılan bir pazar. Sadece reklamlarla dolu olmasın diye araları dizilerle ve programlarla dolduruluyor. Bunda ters olan tek şey, kolaycılığa kaçmak. Sadece parayla pulla da ilgili değil, cesaretli ve akıllı adamlara ihtiyaç var. Ve işini iyi bilen profesyonellere…

CİNSELLİK DE RTÜK’ÜN KİTABINA UYDURULDU

-Peki siz artık mesleki riskler almaktan kaçınıyor musunuz?
F.K: Artık risk almayacağım, karşımdaki adamın ileride Martin Scorsese olacağını bilsem bile, kimsenin ilk filminde oynamayacağım. Bunun çok acısını çektim.
N.İ: Ben inanırsam risk alırım.
M.G: Ben de. Zaten bir işi kabul ettikten sonra risk olmaktan çıkar. Bu matematikle ilgili değil, daha çok bir his. Senaryoyu okurken bir yerine dokunuyorsa tamamdır o iş.

-Dizi çekildiği sürece başka hiçbir iş yapmayacak mısınız?
F.K: David Fincher bile elinde harika bir senaryoyla gelse, kusura bakmasın, bekler yani. Bizim sete gelir, iki defa bakar ve “Bunları beklemek zorundayım” der.
N.İ: David Fincher’a hayır denilecek zamanlar da vardır. O zamanlardan biri de bu. Bu sene bir sorumluluğumuz var ve tamamen kapalıyız.

-Diziniz bir İstanbul dizisi. Hikáyede nasıl bir yeri var İstanbul’un?
M.G: Bu bir ’İstanbul Vice’ dizisi değil, öyle helikopterlerle filan çekimler yapmadık. Sesli çekiliyor ve bir bölümü altı günde tamamlamak zorundayız.

-Osmanlı aristokrasisi de dizinin önemli unsurlarından biri. Osmanlı hanedanı nasıl ele alınıyor dizide?
N.İ: 600 yıllık bir imparatorluğun devamı olduğumuz halde şimdiye kadar hep böyle bir durum yokmuş gibi davranıldı. Osmanlı hanedanı dizinin ilk bölümlerinde önemli bir ağırlığa sahip değil, sadece üstü örtülü bilinmezlik içinde sezdiriliyor izleyiciye. Kamera, “Cumhuriyet daha iyidir” filan gibi bir taraf tutmuyor. Ne yaşamışlarsa, Osmanlılara da normal insanlar gibi davranıyor.
M.G: Aristokrasi meraklısı değilim ama İtalya’da yaşarken tanıştığım bir dolu prens, kont filan var. Bu insanlar 45 yaşına kadar hiç çalışmamış ve aristokrasi bittikten sonra bir anda para kazanmak zorunda kalmışlar.

-Nejat Bey, bıyığa alıştınız mı?
N.İ: Hálá biraz zorlanıyorum. Elim durmadan bıyığa gidiyor, oynayıp duruyorum.

-Dizide bol bol aşk var. Peki, cinselliğe yer verebildiniz mi?
N.İ: Var, ancak bir dizide olabileceği kadar. Cinsellik de RTÜK’le ilgili kuralların kitabına uygun olarak ele alındı.
M.G: Biz dünyadaki dizi standartlarını yakalamak istiyoruz. Mesela “Trainspotting” bir televizyon filmi olarak çekilmiştir.
N.İ: Jim Jarmusch’un “Stranger Than Paradise”ı ve Wim Wenders’in bazı filmleri de öyle. Fikret; “Eve gidince rahat uyuyorum ve aklıma bir şey takılmıyor” diyor bu iş için. Benim standardım da aynı: Rahat uyumak…

-Fikret Bey bu dizinin kötü adamı siz misiniz?
F.K: Bu dizide kötü adam yok. En azından bildiğimiz anlamda yok. Herkesin bir nedeni var. Söylenmiş bir cümlenin, mesela 26. bölümde karşılığı olduğunu görebiliriz. Televizyon dünyasındaki 90 dakikalık diziler yüzünden mantık zinciri koptu. Bizdeyse olaylar hızla değişiyor. N.İ: Yeni bölümler geldikçe “Ulan amma şey olup bitiyor” diyorum.
M.G: Olaylara kimin gözünden bakarsanız ona hak veriyorsunuz.

- Birbirinizin canlandırdığı karakterlerle gerçek hayatta arkadaş olur muydunuz?
N.İ: Mehmet’in karakteriyle olurdum, Fikret’inkiyle de iş arkadaşı olurdum sanırım.

- Daha çok erkekler üzerine kurulmuş bir dizi mi “Bıçak Sırtı”?
F.K: Değil. Belki en baştan beri vitrinde biz olduğumuz için böyle algılanmış olabilir. Çok önemli bir baba karakteri var. Erkan Can var. Vildan’ın (Atasever) canlandırdığı Güneş ve Melisa’nın (Sözen) Nisan karakterleri en az bizimkiler kadar önemli.
N.İ: Dizinin lokomotifi biz değiliz zaten, olayların merkezinde küçük bir çocuk var ve her şey onun etrafında dönüyor.

alıntıdır izlegeç.com sitesinden
Logged

prenseslerin gülleri
Yönetim Kurulu Başkanı
******

BAŞARI: 25
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 6116


gülümse kaderine


« Yanıtla #1 : Nisan 08, 2008, 11:34:17 ÖÖ »

DİZİDE YENİ BİR AŞK DOĞDU!


 20.10.2007

Kanal D´nin sevilen dizisi Bıçak Sırtı´nda beklenmedik bir aşk doğdu.

Dizide ağabey- kardeşi canlandıran Nejat İşler ile Vildan Atasever bir süredir aşk yaşıyor. Önceki akşam Beyoğlu'nda bir barda samimi bir şekilde görülen ikili, ilişkileri hakkında konuşmak istemiyor.
Kutluğ Ataman'ın yönettiği İki Genç Kız adlı filmdeki rolüyle Altın Portakal kazanan Vildan Atasever kısa bir süre önce eşinden boşandı. İşler ise özel yaşamında çapkınlığı ile tanınıyor.
 

   Bu haber 363 defa okundu.

   Kaynak : HÜRRİYET
Logged

prenseslerin gülleri
Yönetim Kurulu Başkanı
******

BAŞARI: 25
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 6116


gülümse kaderine


« Yanıtla #2 : Nisan 08, 2008, 11:38:07 ÖÖ »

En büyük derdi ‘Şöhret’le
Bıçak Sırtı"ndaki rolünün yanı sıra yakında vizyona girecek "Yumurta" filminde de oynayan Nejat İşler’in ‘şöhret’le başı dertte.

İSTANBUL - "Bıçak Sırtı"ndaki rolünün yanı sıra yakında vizyona girecek "Yumurta" filminde de oynayan Nejat İşler, Milliyet gazetesinden Asu Maro’nun sorularını yanıtladı. Nejat İşler, en büyük derdinin şöhretle olduğunu belirterek, sokakta tanınıyor diye neden değişmesi gerektiğini anlamadığını söyledi.
Şöhretin kendisini değil, çevresindekileri değiştirdiğini belirten İşler, hep farklı olmayı, iddialı giyinmeyi sevmiş ve kadınlardan da hep ilgi görmüş biri olarak "Ben zaten kendimce dışlak bir heriftim. Bu yeni durum üstüne yeni bir şey ekledi ve o bana fazla geldi" diyor.

- "Yumurta"da bir kitapçı-şairi oynuyorsunuz. Bir zamanlar siz de kitap satıyordunuz...
Evet, Semih Kaplanoğlu benim kitapçı olduğumu bildiği için çocuğu da kitapçı yaptı, iyice bana doğru çekmek adına. Ben de aksine oradan sıyrılarak başka bir yere doğru götürmeye çalıştım işi, şaire doğru gittim ben de, kitapçı tarafının pek altını çizmedim mesela.

- Kendinizi kitapçı gibi görüyorsunuz anladığım kadarıyla hâlâ?
Evet, tabii ki. Çok sevdiğim bir iş.

- Bir röportajda "Oyunculuk mu kitap satmak mı?" sorusuna "Tabii ki kitap satmak" demişsiniz. Ciddi misiniz?
Evet ama tezgahta olursa, açık havada. Bir sihirli değnek güzel olurdu. Geriye dönmek isterdim o hale, çünkü çok güzeldi, sokaktasın, insanları seyrediyorsun, devamlı kitap okuyorsun. Benim kitap hastalığım olduğu için ben onu paraya çevirmeye çalıştım. Şimdi oyunculuk çok zamanımı aldığı için biraz uzağım ama en azından kitap okumayı bırakmıyorum. Ama o iş çok zevkliydi. Sokakta olduğun için sayısız insanla tanışıyorsun, sınıfsal ayrım yok, çok çeşitli, çok kültürlü bir durumdu. Oyunculuğuma da çok faydası oldu.

- Kitaplara olduğu gibi, sinemaya bir tutkunuz var mıydı çocukluktan?
Açıkçası pek yoktu. Sinemayla yenidir benim tanışmam, 10 yıl falan, 10 yıldır merak ediyorum dünyada millet ne yapıyor diye. Sinema öğretmenim de İstanbul Film Festivali'dir. Okul gibidir benim için, bir festivalde 30-40 film seyrederdim.

- Aktör olarak kendinize model aldığınız birileri var mı?
Yol gösterici olarak gördüğüm Müşfik (Kenter) hoca ile Fikret (Kuşkan) var. Bilmediğim yerlerde onların rehberliğinde yürüdüm açıkçası. Yan yana durarak. Mesela ben oyunculuk okuluna gitmedim, Müşfik hoca nerede ders veriyorsa oraya gittim. Mimar Sinan'daydı oraya gittim, Eskişehir'de ders verecek dediler, Eskişehir'i kazandım, sonra dediler Mimar Sinan'da tekrar, oraya gittim.

- Oyuncu olarak hedefleriniz var mı?
Seyahat etmeyi gerçekten çok seviyorum, bunu işimle yapabilmeyi çok isterim. İşim sayesinde gideyim ki hazırdaki parayı yemeyeyim çünkü öyle bir para biriktiremeyeceğim kesin. Madem biriktiremiyoruz, bari işimizi o tarafa çevirelim. Aktör olarak bu dolaşımı sağlamak kolay değil ama kamera arkasına geçersem biraz daha rahat olabilir. Tiyatroda kendi oyunlarımı yazıp sergilemekten tatmin olmuştum, kendi dilimle konuşuyordum orada. Bunu sinemada da yapmayı deneyeceğim açıkçası.

- Fena kazanmıyor olmanız lazım. Neden para biriktiremiyorsunuz?
Yeri var kazanılan paraların. Pek üst üste getiremiyorum, bilmediğim bir şey olduğu için. Benimle ilgili etrafımdaki insanların çektiği sıkıntı da odur, ben beceremiyorum bu işi. Normal gelmiyor bana. Ben sonuçlarıyla ilgileniyorum. Oradan oraya gidebileyim, birine hediye alabileyim, birine bir jest yapabileyim, o kadar...
Zaten rahatsız edici bir durum. Mümkün olduğu kadar bu durumu alçakgönüllü yaşamak gerekiyor diye düşünüyorum. Gösteriş yapmadan. Yok çünkü kimsede. Herif benden 15 saat ve 40 yıl daha fazla çalışıyor ve yok. O zaman bir garip geliyor insana, ben o yüzden barışamıyorum mevzuyla. Benim için bir karar anıydı ama yani. Ya sokakta yatıp kalkacaktım ya buralara gelecektim, ortası kalmamıştı artık. O yüzden bu tarafa doğru gittim.

- "Barda" izleyeni altüst eden bir film, herhalde çekerken de sinir bozucu olmuştur...
Oldu. Ama şeyi duymak daha saçma oldu. Seyredenlerden, hem de aklı başında birinin "Tecavüz eden Nejat olunca insan istiyor" dediğini duymak. Acayip sorulardan biri de röportajda şeydi, "Psikopat mısınız gerçek hayatınızda da?" Barda mesela servis yapıyorum, birisi yaklaşıyor yanıma, "Şimdi senin anana küfretsem ne olur?" diyor, "Allah Allah niye ediyorsun kardeşim durup dururken?" Ne kadar psikopat olduğumu test etmeye çalışıyorlar anladın mı? Bu bir rol.

- O araya bir de "Makina" faciası denk geldi... Nasıl oldu olay?
Bir arkadaşıma bir işle ilgili hayır demem gerekiyordu. O akşama denk geldi. Ona hayır diyebilmek için biraz içmem gerekti. Dedikten sonra da kendimi çok kötü hissettim, benim alkolle olan maceram odur, kendimi kötü hissettiğim zaman kötü olurum. Birden her şeyi silip, sonra ne olacağının hiçbir sorumluluğunu da almadan çünkü çok sarsıcı bir durumdu benim için, önüme ne geldiyse içtim. Hiçbir şey hatırlamıyorum. Evde açtım gözlerimi, sabahtı, saat çalıyordu, Berlin uçağı kalkacaktı. Uçağa yetiştim, ertesi gün bir sürü telefonlar gelmeye başladı. Ne oldu diyorum, ne oldu, sonra Youtube'da seyrettim. Vay dedim ya bu hale mi gelmişiz, vay anasını. Ama gerçekten merak ediyorum, o halde beni niye çıkardılar oraya. Çünkü kendi kendimi kontrol edecek durumda değildim.
Logged

prenseslerin gülleri
Yönetim Kurulu Başkanı
******

BAŞARI: 25
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 6116


gülümse kaderine


« Yanıtla #3 : Nisan 08, 2008, 11:45:50 ÖÖ »



“Bıçak Sırtı” yine zirvede
 
 Kanal D, “Arka Sokaklar” ve “Bıçak Sırtı” dizileri ile Pazartesi’nin birincisi oldu.

Kanal D, Pazartesi günü “Arka Sokaklar” ile “Bıçak Sırtı” dizileri ve Ana Haber Bülteni ile Türkiye’yi ekran başına kilitleyip, rakiplerini geride bıraktı ve yine birinci oldu.
“Arka Sokaklar” birinci
 
Kanal D’nin, başrollerinde, Zafer Ergin, Gamze Özçelik, Şevket Çoruh, Özgür Ozan, Uğur Pektaş ve İlker İnanoğlu’nun oynadıkları polisiye macera dizisi “Arka Sokaklar”ın Pazartesi akşamı ekrana gelen bölümü, Tüm Kişiler’de yüzde 9.9 reyting ve yüzde 22.7 izlenme payı ile yine birinci oldu. Kanal D’nin başrollerinde Fikret Kuşkan, Nejat İşler, Mehmet Günsür, Melisa Sözen, Vildan Atasever ve Erkan Can’ın oynadıkları “Bıçak Sırtı” adlı dizisinin pazartesi akşamı ekrana gelen bölümü de A/B Sosyo Ekonomik Statü’de yüzde 8.2 reyting ve yüzde 21.3 izlenme payı ile birinci oldu.
Kanal D Ana Haber de birinci
Mehmet Ali Birand yönetiminde ekrana gelen Kanal D Ana Haber Bülteni de, Tüm Kişiler’de yüzde 7.0 reyting ve yüzde 18.9 izlenme payı ile ana haber bültenleri arasında yine birinci oldu.
kaynak hürriyet.com

 
Logged

prenseslerin gülleri
Yönetim Kurulu Başkanı
******

BAŞARI: 25
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 6116


gülümse kaderine


« Yanıtla #4 : Nisan 08, 2008, 02:56:41 ÖS »



Oyuncular da müthiş, senaristler de
 
'Bıçak Sırtı'nın yönetmeni (solda) Selim Demirdelen, oyuncuları Vildan Atasever ve Erkan Can ile. Fotoğraf: Muhsin Akgün
 
Bu sezonun en iddialı dizilerinden Bıçak Sırtı, yarın yayında


09/09/2007 (1074 defa okundu)


ERMAN ATA UNCU (Arşivi)

İstanbul Cihangir'de eski bir konağın bahçesindeyiz. Önceleri bir harabe görünümündeki konak, yenilenmiş, Bıçak Sırtı dizisinin ekibini ağırlıyor. Yarın Kanal D'de başlayacak Bıçak Sırtı dudak uçuklatıcı bir kadroya sahip. Hem kamera arkasında hem de kamera önünde... Bir daha biraraya toparlanması muhtemelen epey zor oyuncu kadrosu Nejat İşler, Fikret Kuşkan, Mehmet Günsür, Vildan Atasever, Melisa Sözen ve Erkan Can'ı barındırıyor. Senaryo Gaye Boralıoğlu, Neşe Şen, Şerif Erol, Gülden Çakır ve Emine Algan imzalı, ki onlar da Zerda, Bir İstanbul Masalı ve en son da Hırsız Polis'i kotarmış isimler. Yönetmen ise, Anlat İstanbul'un Sinderella bölümünden ve birçok reklam filminden sorumlu Selim Demirdelen. Biz de ona ve Vildan Atasever ile Erkan Can'a sorularımızı sormak için setteyiz.
Röportaj için beklerken yapım koordinatöründen konağın dizi için özellikle yenilendiğini öğreniyoruz. Bu set, dizinin Osmanlı soyundan gelen ailesinin mekânı. Fikret Kuşkan, ailenin disiplinli, hırslı babası Orhan rolünde. Diğer cephede ise Nejat İşler'in canlandırdığı Ali ve şürekâsı var. Suçsuz yere cinayetten mahkum olup hapishanede yatan marangoz Ali'yle Orhan'ı birbirine bağlayan ise küçük bir çocuk. Ali'nin oğlu Murat, o hapiste olduğu yıllarda Orhan tarafından büyütülmüş. Şimdi çocuğun ailesinin kim olduğuna dair bir çekişme söz konusu.
Bu iki erkek başrol oyunculu çekişme hikâyesi, biraz Gary Cooper-Burt Lancaster, Fikret Hakan-Yılmaz Güney, Ekrem Bora-Ediz Hun filmlerini hatırlatıyor gibi geldi bize. Yönetmen Selim Demirdelen'e yönelttiğimiz ilk soru da bu minvalde oluyor haliyle. Demirdelen, iki erkeğin çatışmasının hikâyede önemli bir yer tuttuğunu kabul etmekle beraber bu konuda sözün senaristlere ait olduğunu söylüyor. Senaryo demişken, Bıçak Sırtı Selim Demirdelen'in ilk dizisi olduğu için dizilerde senaryoya hizmet için yönetmenin kendisini kısıtlamasının gerekip gerekmediğini soruyoruz. Senaryoya bağlı olunması gerektiğini söylüyor. Ama bu Bıçak Sırtı'na sinema filmi gibi yaklaşmasını engellemiyor. Zaten kendisi de Hırsız Polis dışında pek dizi izlememiş. Reklam filmi yönetmenliğinden de çekimleri gününde yetiştirmek konusunda tecrübe sahibi olduğu için dizi temposu, Demirdelen'i fazla zorlamıyor. "Aslında uzun metraja idman yapıyorum gibi bir şey" sözü Bıçak Sırtı'nda bizi nasıl bir atmosferin beklediği konusunda biraz daha ipucu veriyor.

"Yaşadıkça değişecek"
Demirdelen'in sonraki uzun metrajlı filmi için şimdiden gönüllü bir oyuncusu var: Vildan Atasever. Meslektaşlardan duyduğumuz çalışma şevkiyle sete gelen Vildan Atasever, şakayla karışık Bıçak Sırtı'na ayırdığı zamandan sadece olası bir Selim Demirdelen filmine pay verebileceğini söylüyor. "Sinemada Kader'den sonra bir filmde rol almadım ama çok istiyorum. Ama tabii ki varolan işime saygı gösterip onu devam ettirmek de. O yüzden bu iş bittikten sonra başka işler olabilir." Yani uzun bir süre Vildan Atasever, Bıçak Sırtı'na odaklanacak.
İşin içini bilemeyiz ama dışarıdan, sanki diziye uzun bir süre ayırmak aynı rolle kafalara kazınma tehlikesini de beraberinde getirebilirmiş gibi duruyor. Ama Vildan Atasever, buna pek izin verecek değil. "Mesela Kadın İsterse'deki gibi bıçkın, şımarık kız rolü çok geldi. Ama ben istemedim. Oyuncu, aynı rolü oynayınca sıkılır zaten ve kendini de büyütemez."
Dolayısıyla oyuncunun Bıçak Sırtı'ndaki karakteri de öncekilerden farklı. "Karakteri anlamanız için sadece şunu söylemem yeterli olacaktır. O 13 yaşında iken, abisi hapse giriyor. 13 yaşında avukat olup ben abimi çıkartacağım diyor. Gerçekten de avukat oluyor ve ilk davasında da ağabeyini çıkartıyor." Karakterin özü bu. 'Öz' Vildan Atasever'den ödünç alınmış bir tabir. Bıçak Sırtı, bir sezonda bitecek, sonu şimdiden belli bir dizi ama Vildan Atasever, sadece karakterinin özüne odaklandığını, gelişmeleri kendi arzusu doğrultusunda öğrenmek istemediğini söylüyor. "Zaten yaşadıkça karakter değişecek, bir şeyler olacak, tepki verecek, duyguları değişecek. Ama önemli olan burada karakter benim için. Biz normal hayatta ne kadar değişirsek değişelim, özümüz bellidir bizim."


"Rolü sol cebime koyarım"
Erkan Can da aynı fikirde. O da "O bölüm neyse onu okurum, bir sonraki bölümü okumam" diyor. Anlaşılan sette merakına yenik düşmemeyi başaran birçok insan var. "Zaten hayatta da diğer olayları bilmiyorsun ki! Senaryoyu kapattığımdan itibaren rolü senaryodan alırım, sol cebimin üstüne koyarım. O hafta çekim olana kadar Numan'ı araştırırım. Sette de dengesini yakaladıktan sonra laflar bir şekilde oluyor."
Erkan Can, dizide Nejat İşler karakteri Ali'nin yakın arkadaşı Numan rolünde. "Numan'ın 75 model bir Dodge'u var. Yük ve eşya taşıyor. Mahallenin iyi bir abisi. Külhanbeyi değil ama. Hayatla dalgasını geçiyor biraz. Ama içe döndüğünde çok acılar çekmiş, her şeyini kaybetmiş bir adam aslında. Çoluk çocuk, karı kız, teyze hala bütün sülale bitmiş yani. Kaybetmiş. Öyle bir abi." Yani hikâyenin alt sınıf cephesinden bir karakter.
Alt ve üst sınıfların tam anlamıyla kesiştiği bölümlerin çekimine henüz gelinmemiş. Ama o bölümlerde Erkan Can'ı ayrıca heyecanlandıran bir olay var. Konservatuardaki Üç Kız Kardeş temsilinden sonra ilk kez okul arkadaşı Fikret Kuşkan'la oynayacak olması. Gerçi hikâyenin ilerisini öğrenmediği için karşılıklı sahnelerde yer alıp almayacaklarını da bilmiyor ama "Fiko" diye hitap ettiği arkadaşıyla aynı dizide olmalarından bile memnun. Tabii ki diğer rol arkadaşlarından da...
Vildan Atasever de ekipten memnuniyetini oyunculuğu dans etmeye benzetip partnerlerini "çok iyi dans eden insanlar" diye niteleyerek dile getirmişti. Partnerlerin uyumuna nihayet yarın tanıklık edebileceğiz. Dizi bolluğundan şikayeti bir yana bırakıp şans vermekte yarar var. Zira hem Bıçak Sırtı'nın sonu şimdiden ayarlı olduğundan ileride hikâyeyi uzatmak için türlü taklalar attırılma tehlikesi yok hem de aldığımız tüyolara göre her bölüm 60 dakikayı, makul bir dizi süresini aşmayacak. Kadronun ne kadar esaslı olduğunu bir daha belirtmeye gerek var mı?
Bıçak Sırtı Pazartesi 21.45'te Kanal D'de.

Kaynak radikal gazetesi
Logged

AvanTgarde
Yönetim Kurulu Başkanı
******

BAŞARI: 23
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 7113



« Yanıtla #5 : Nisan 09, 2008, 10:36:37 ÖS »

"Bıçak Sırtı" kıvamda
Bir haftalık aradan sonra son viraja giren dizi bu bölümü ile "biteceğiz ama unutulmayan bir son olacak" mesajını verdi... Selim Reşat'ın Ali operasyonu gelecek haftaya damgasını vuracak. Ali'nin babasının nasıl bir koz olarak kullanıldığını göreceğiz.
Dizi son üç bölüme senaristlerin de "oh bitiyor" rahatlığı içinde daha güzel bağlamlar yakalayarak gireceğini umuyorum.

Sina Kologlu

http://www.milliyet.com.tr/2008/04/09/tv/evet.html
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.6 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks


2006-2008 © Copyright Tüm Hakları Saklıdır.İzinsiz Kopyalanamaz.

Webmaster :PaRDuS İletisim: numan@camlik.eu
Çamlık| Wap2| imode|Sitemaps| Urllist| Sitemaps2|Archives| İçeriK| Arsiv|youtube||kurtlarvadisi|xml| archive|

XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli! Dilber MC Theme by HarzeM