|
|
|
|
buckel
BAŞKAN
    
BAŞARI: 31
Offline
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 880
|
 |
« Yanıtla #2 : Nisan 01, 2008, 03:20:35 ÖÖ » |
|
Ben emekçiyim Kanal D'de Ömür Gedik'in sunduğu 'Cinemania' programına konuk olan son dönemin dikkat çeken oyuncularından Serhat Tutumluer, iki tane iyi filmde oynadığını ve bu anlamda kendisini şanslı hissettiğini söyledi.
Genel anlamda çok şanslı bir insan olmadığını ifade eden Tutumluer, "Derviş Zaim ile Cennet'i Beklerken ve Ümit Ünal'la Ara'da çalıştım. Bu konuda şanslıyım. Daha çok emekçiyimdir, ben kendimi öyle görüyorum. Emek sarf etmeyi çok severim" diye konuştu.
Serhat Tutumluer, Ara filminde gösterdiği performansın bundan sonra yapacaklarının göstergesi olacağını belirtti.
Başarılı oyuncu, televizyon dizilerini çok ciddiye aldığının altını çizerek, bir çok oyuncunun televizyon dizilerini ciddiye almamasını eleştirdi. Tutumluer, "Senaryoyu muhakkak başından sonuna okuyup, araştıran hatta sorunlu bir oyuncuyum diyebilirim. Hem yapımcılar hem yönetmenlerle didişe didişe, titizlikle çalışırım. Sokaktaki insanın bakışının bana artık nasıl değiştiğinin farkına varıyorum. Samimiyetle bakıyorlar, bu benim çok hoşuma gidiyor. Sıcak bakıyorlar, ben de işimi samimi ve sıcak yapmaya çalışıyorum" dedi.
Kaynak:Televizyongazetesi.com
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
buckel
BAŞKAN
    
BAŞARI: 31
Offline
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 880
|
 |
« Yanıtla #3 : Nisan 01, 2008, 03:41:09 ÖÖ » |
|
Ben oyunculukta zor olan yolu seçtim
Ezo Gelin dizisinin setinde Nurgül Yeşilçay’la sadece diziyi değil hayatı, oyunculuğu, evliliği ve anneliği konuştuk…
Sade bir kadın ekranda nasıl devleşir, nasıl daha da güzelleşir, cevabı Nurgül Yeşilçay’da
Sete gitmek başta zor geldi bana ama bir oyuncuyu gözlemlemek için daha doğru bir yer olabilir mi? Kendi mekanında, kendi işini yaparken görmek; günlük hayatta nasıl yaşadığını keşfetmekten daha zevkli bence. Sokakta kot pantolonu ve basic tişörtü ile oğlunu sırtına almış Nurgül Yeşilçay sıradan bir genç kadın gibi görünebilir ama kamera karşısında nasıl devleştiğine şahit olmak eşsiz bir deneyim. Basın Danışmanı -çok sevgili arkadaşım- Gülistan “aman özel hayat konuşmayın, aman şöyle aman böyle” dediyse de, biz çok keyifli sohbetleştik; özel hayatı da deştik, Cem Özer’in de kulağını çınlattık… Gülistan da bize katıldı üstelik, Ezo Gelin bakın neler anlattı…
Melekler Adası’nda mı tanıştınız Cem Özer’le ve nasıl aşık oldunuz en çok merak ettiğim şey bu? Vallahi oturup kalkarken oldu. Set Bursa’daydı. Takıla takıla âşık olduk, başta birbirimize söyleyemedik ama oldu işte.
Anneliği veya evlilik hayatını hayal ediyor muydun, planlanır bir şey mi bu?
Hayattaki tesadüflerden biri de bu. Cem’le tanıştım, “ben bu insanla yaşamak istiyorum” dedim, daha önce hiç hissetmediğim bir şeydi. Sonra evlendik sonra da Nejat oldu.
Sana hayatta da antrenör mü lazım peki?
(Gülüyor) Bana hayatta da öyle biri lazım. O yüzden Cem’le hâlâ şahane gidiyor. Cem’e bana lütfen ne yapacağımı söyle derim. Çok üşengecim. “Kalk maillerine bak” demezse bakmam, tembel değilim ama üşengecim işte.
ÜŞENGECİM
Benzemiyorsunuz yani?
O dağınık biri değildir mesela, benim hem kafam dağınık hem evde de öyleyim. Çocuktan önce de öyleydim, sonra da öyle, yapı meselesi. “Kalk giyin geç kalacaksın” der bana, beş dakika vardır sete gitmeye. Son ana kadar otururum beş dakika kala kalkar ve hemen hazırlanırım. Zırt diye evden çıkarım. O zamana kadar kımıldamam. Kendime üşengecim ama etrafımdakiler için öyle değilim.
İyi bir anne misin?
Anne olmak çok kolay bir şey açıkçası. Başta düşünmezdim bile ama oldu, gayet de iyi oldu. İyi ki olmuş. Bana bir sarılıyor dünya duruyor.
Çok tatlı ve ciddi bir çocuk, bir tane daha çocuk yapacak mısınız? Kardeşe ihtiyacı yok mu Nejat’ın?
Yok düşünmüyoruz. Kardeşi var zaten, Cemre.
İkinci Bahar’dan Ezo Gelin’e geçen zamanda Nurgül çok değişti mi?
Daha içten gelerek oynadığımı hissediyorum. Oyunculukta daha teknik kullanarak oynamak lazım. İlk zamanlarda o kadar farkında değildik. İkinci Bahar’daki genç oyuncuları kastederek söylüyorum. Daha üçüncü sınıftaydım, biraz “ben burada ne yapıyorum” hissiyatındaydım. Korkular, endişeler ve şaşkınlık oyundan belli oluyor bakınca. Hayal bile edemeyeceğin bir yerdesin. Başladım ama “çok kaptırmamayım” diyordum kendime. Türkan Şoray ve Şener Şen ile oynuyordum, muhteşemdi! Bütün iyiler bir aradaydı. O açıdan çok korkunçtu. Bitince acaba böyle devam edecek mi diye korkuyordum.
Her meslekte olur ama korkular? En çok neden korktun?
Bu kadar iyi başlamak bir açıdan korkutucuydu. İkinci Bahar ‘öte’ bir iş. Hâlâ onun gibi bir dizi yapılamadı. O kalitede, o sıcaklıkta senaryo yazılamadı, öyle bir kadro da yapılamadı. Rekor hâlâ Asmalı’da ama o çizgide başka dizi olamadı. Düşünsene ben o işin içindeyim ve ilk işimdi.
Oyunculuk çocukluk düşün müydü?
Ressam olmayı isterdim, bir tiyatrocudan hoşlandım ve tiyatroyla ilgilenmeye başladım, gireyim dedim sınava ve kazandım. Tesadüfler işte.
Ben buraya aitim diye hissediyor musun?
İyi ki bir şekilde bunu seçmişim. Benim hayatta yapabileceğim tek meslek.
Resim ne oldu?
Yapıyorum ama boş zaman lazım. Mekan da lazım. Atölye kurmak lazım.
Nejat’la uğraşırken zor olmuyor mu?
Çok zor, “ah çocuğum yapma bırak” derken tam anlamıyla elleyemedim iki yıldır...
90 DAKİKA ÇOK UZUN
Dizi sektörü seni oyuncu olarak tatmin ediyor mu?
Diziler doksan dakika oldu, İkinci Bahar’ı çekerken 45 dakikaydı. İki kat arttı. Çektiğimiz süre aynı, beş-altı günde 90 dakikalık bir film çekiyoruz. Çok zor ve imkansız. Teknik ekip için de imkansız. Yönetmen için de, senarist için de çok zor. Oyuncu da tam tadında oynayamıyor. Seyirci de “ilk bölümler iyiydi ama sonra bozuldu” diyor. Çok normal tabii. İlk bölümler on günde çekiliyor ama sonrası çok zahmetli. Buna acil önlem alınmalı. Bundan sonraki işlerde buna dikkat edeceğim. Dizinin bana çok büyük getirisi oldu. İlk baştan beri iyi kadrolarla, iyi işlerde çalıştım. İkinci Bahar’dan öğrendiklerim çok fazladır. Bunun farkında değildim ilk başlarda. Bunu şimdi anladım diyorum. Asmalı’da yer almak müthişti; Melekler Adası da, Belalı Baldız da iyiydi.
Belalı Baldız’daki rölü kabul etmek risk değil miydi, fettan çılgın bir sarışın oluvermiştin?
Olmaz dediler ama bir sene devam etti, çok cesurcaydı. Dizilerde şöyle bir imkanın var. Devam ettiği için prova yapma şansın var. Benim yapımdan da kaynaklanıyor, her şeyden kendime kâr çıkartırım. Bana getirisi ne olur diye düşünüyorum, çok yararını görüyorum. Sıcağı sıcağına denediğin şeyi görüyorsun. Olmadı mı, başka şey deniyorum. Oyunculuğun temel adımlarını çok kolay yapar hale geliyorsun. Sonra üzerine karakter bindiriyorsun. Oyunun pratikleşmesi lazım daha sonra kendi karakterinle ilgileniyorsun, sürekli kendini ve oyununu deneyerek buluyorsun.
Kendini şöhretten nasıl korudun, Asmalı’daki şöhretten sonra sıradan biri nasıl oldun?
Ben de şöhret sarhoşluğunu yaşadım. Öğrencilikten yeni çıkmıştım, düşünsene diziyle reyting rekorları kırıyorsun. Köylülerle oturup dizi çekerken, bir anda insanlar otobüslerle gelip seni görmek istiyorlar. Kendini tanrıça gibi hissediyorsun. Fotoğraf çektirmeye geliyorlardı, o ihtişama inanamazsın. İnsanların yarattığı bir şey, “ben olmasam sektör mahvolur” falan diyorsun, “küresel ısınma büyür” falan. Andy Warhol demiş ya, “herkes beş dakika bile olsa şöhret olacak”. Geçenlerde internette bir şey gördüm bir kız “ben ünlü olmayı seviyorum” diyordu. Ben kolay atlattım açıkçası.
ÇOK CESURUM BEN
Nasıl atlattın, destek aldın mı?
Terapiste gittim. Sebep şu; “ben şöyle bir dönem yaşıyorum nasıl atlatacağım” diye gittim. Yerde bir kilim gösterdi, “bu sana ne hatırlatıyor” dedi. Ben de “iyi” falan dedim “renkleri güzel”. Adam “daha geri git” diyor, benim dediklerimden tatmin olmadı. Ben de ağlamaya başladım, bitsin şu saçma sapan süreç diye dua ediyordum içimden. “Annem babama kilim almıştı, ööö” falan diye saçmaladım. Sonra dışarı çıktım ve “ne yapıyorum” dedim kendi kendime.
Destek alma ihtiyacı duyacak kadar farkındaysan belki de ihtiyacın yoktur?
Adama hayatının oyunu oynadım, adam açısından iyi bir deneyim odu. Sonra baktım çok abartılacak bir şey değil ünlü olma meselesi. Ben ne yapmalıyım dedim. Ya Asmalı’nın bana bindirdiği şeye binip gidecektim, ki benim en kolay oynadığım roldü. İnsanlar çok beğendi, Bahar şöyle Bahar böyle. Onun üzerine sadece öyle roller oynayıp devam edebilirdim. O da olabilirdi, o da bir yoldu bence. Dünyada da böyle işte Meg Ryan var Sandra Bullock var. Bunlar hep aynı tipi oynarlar ve çok başarılılar. Sonra farklı şeyleri deneyeyim dedim ve Asmalı’dan sonra kendimi denedim.
Peki aynı başarıyı kazanamamak korkusu?
Zaten cesur bir insanım. Baktım eğer yapamıyorsam zaten kötüyümdür. Kötüysem de kötü bir şekilde bu piyasanın içinde olmanın alemi yok. Bahar’da çıktım kendimi oynadım, kimseyi kandıramam. Öyle bir karakter yaratmak falan yoktu. Bana göre gelişti karakter. O yolu da seçebilirdim. Eğer beceremeseydim bırakacaktım. Ben öyle bir şöhreti istemiyorum.
Zorlandığın rol olur mu, nasıl hazırlanırsın?
(Bu arada yönetmen Yasemin Türkmenli giriyor lafa ve “Kamerayı ve oyunu bu kadar çabuk kavrayan bir oyuncu daha görmedim” diyor) Karakteri yaratırken hazır değilsem hayır derim ama öyle şey çıkmadı Allah’tan. Bir oyuncunun çok iyi mantığı olmalı, matematik zekası olmalı. Senaryoda yazanlar da var, yazmayanlar da... Az replik vardır mesela, o karakterin az konuşan biri olduğunu hayal edersin ve nasıl oturup kalktığını keşfedersin. Hazırlığı yaptıktan sonra eksikleri tamamlarsın.
Oyuncu zeki olmalı yani?
Hem zeki olacak hem de hayata farklı bakacak, herkesten bir şeyler kapmak lazım.
Yeni projeler var mı?
Erden Kıral’la bir film yapacağız, buluşup çalışıyoruz. Bir konsomatristi canlandıracağım. Beraber okuyor ve çalışıyoruz. Süper bir insan, bu kadar özgüveni olan birini görmedim. Bazı senaristler ‘tek bir replik’ değişsin istemezler. Ama sen de önerilerini söylersin, o senin karakterin ne de olsa. Erden Abi’yle biz bu çalışmayı yaparken, koskoca yönetmen hâlâ beni dinliyor ve aklına yatan şeyleri değiştiriyor. İyi yönetmenlerin kendine özgüveni oluyor. Fatih Akın da öyledir.
Çıtayı yükseltirsek seyirciyi etkileriz
Serhat Tutumluer:
“İstanbul’da yeni bir karakter eklenecekti diziye, nasıl biri olduğuna baktım. Çok sert ve zeki bir adam, kendi çarpık ilişkilerinden kaynaklanan sert bir yapısı var. Oyunculara bakınca bu dizide çalışabilirim diye inandım. ‘Oyunun Oyunu’ adlı oyunumuz başladı bu arada, yoğun bir tempo ama tiyatro her zaman vakit ayıracağım işim benim. Seyirci geliyor oyuna, iyi oyun ve iyi oyuncular her zaman seyirciyi bulur. Aksanat Tiyatro ile çalıştım üç yıldır ve doldu her zaman, yönetmenlerin ve oyuncuların inandığı bir şeydir. Ben bir kriterden bahsediyorum işin kriteri şudur, iyi oyun! İzleyen de kapı komşusuna söyler. Avrupa Tiyatrosu ile Türkiye tiyatrosu arasında elbette fark var. Sanat faaliyetlerini takip etme alışkanlığından okuma yazmaya kadar bir dolu fark var seyirci açısından. Son beş yıldır dizilerde görülüyorum, düşüncelerimi daha büyük kitlelere ulaştırıyor ve tiyatroya devam ederek kendimden de oyunculuğumdan da ödün vermemiş oluyorum. Mehmet Ergen çok değerli bir yönetmendir Londra’da çalışır, Oyunun Oyunu’nda beraber çalışıyoruz, başka projelerimiz de var. Samimiyetin tiyatro sahnesinden geçtiğine inanıyorum, er meydanı sahnedir derler ve öyledir de. Çıtayı oyunculuğumla yükseltebilirsem seyirciyi etkilerim. Riskleri göze alır ve zor oyunları tercih ederseniz, kendinizi geliştirirsiniz.”
25.11.2007 Akşam
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
buckel
BAŞKAN
    
BAŞARI: 31
Offline
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 880
|
 |
« Yanıtla #4 : Nisan 01, 2008, 03:41:26 ÖÖ » |
|
Kadınlar aşk sahnelerimdeki samimiyeti seviyor
BUGE CANKAT / GÜNAYDIN
Dizi setinden çıkıp tiyatro sahnesine koşturan Serhat Tutumluer oyunculuktaki başarısı kadar karizmasıyla da kadınların gözdesi haline geldi. Bu ilgiden rahatsız olmayan oyuncu konuya açıklık getirdi: Aşk sahnelerinde samimiyim, kadınların ihtiyacı da bu!..
Yakışıklılığı ve oyunculuk başarısıyla son günlerin en çok konuşulan ismi Serhat Tutumluer... Etrafımdaki çoğu kadın için ismi dile geldiği zaman akan sular duruyor. Röportaja gideceğim zaman 'n'olur beni de götür' diye yalvaranı da oldu, röportaj sonrası 'nasıl biri gerçekte, anlatsana' diye sıkıştıranı da... Peki bu gencinden olgununa her yaştan kadının hayran olduğu, 'Ezo Gelin'in 'Kadim'i, BKM'de sahnelenen 'Oyunun Oyunu' isimli tiyatronun 'Eddie'si, Türkiye'nin yeni jönü Tutumluer kimdir, nasıl biridir? Evli midi? Kadınlar onda ne buluyor? Ne yiyor, ne içiyor? Nasıl yaşıyor? Oyunculuk sektörüne ve dizilere nasıl bakıyor?
* Konservatuvara girmeden önce sosyoloji eğitimi alıyormuşsunuz... Doğru mu? Evet bir yıl sosyoloji okudum, sonra konservatuvara girdim. Aslında bu benim hayatımda yaptığım küçük hatalardan bir tanesi. Keşke bitirseydim sonra konservatuvara gitseydim...
* Bu merak nedir sosyolojiye? Benim insanla ilgili çok derdim vardı çünkü. İnsanın yönetim biçimiyle ilgili çok düşünürüm. Toprak, su, hava var, ama insan neden mutsuz... Bu şifreleri çözmek için sosyoloji okumam gerekiyordu. Bir baktım ki Pandora'nın kutusu, açtıkça daha beter şeyler çıktı karşıma....
* 35 yaşındasınız. 10 yılı geçkin bir tiyatro geçmişiniz var. Ama dizilerden sonra tanınmaya başladınız. Keşke daha önce dizi sektörüne geçseydim, dediğiniz oldu mu? Aslında benim dizilerde oynamak gibi bir niyetim yoktu. TV'de bir dizide oynama fikri İzmit Şehir Tiyatrosu'nda beş yılımı bitirdikten sonra gelişti. Oyunculukta belli bir olgunluğa eriştikçe sinema oyunculuğunu da deneyimlemek, kendimi test etmek istedim. Ve ardından 'Cenneti Beklerken' adlı sinema filmini çektim.
DİZİLERİN KALİTESİ DÜŞTÜ
* Bir röportajınızda "Keşke her TV kanalında iki günde bir dizi yayınlansa" demişsiniz. Dizilere karşı mısınız? Dizilerin kalitesi düşüyor ve halk üzerinde bağımlılık yaratmaya başladı. Yayın akışını 90 dakikadan oluşan iki diziyle kilitliyorsunuz. 90 dakika olunca da yetiştirmek için çok zorlanıyorsunuz. Bu da yüzde 100 kalite kaybına sebep oluyor. Dizilerin süresini 45 dakikaya indirmek gerekiyor.
*Peki sizin rol aldığınız 'Ezo Gelin'de durum nasıl? Benim içinde bulunduğum set gerçekten en güzel setlerden biri ama sonuç değişmez. O da 90 dakika çünkü....
* O zaman, karşı olduğunuz bir sistemin içinde mi yer alıyorsunuz? 90 dakika olması ve günde iki dizi olması iyi değil, sadece maddiyatçı bir düşünce. Yoksa iyi bir dizinin çekilmesi, halkın topyekün bu diziyi izliyor olması, bayram şenliği gibi...
* Kalitesizlikten yakınıyorsunuz. Oysa ki artık dizilerin çoğu, gerek kalitesi gerek oyuncuları ile belli bir çıtanın üstünde... Yanlış olan bu değerli insanların oynaması değil, zaten olması gereken buydu. Ama o kadar çok değerli oyuncumuz var ki, onların hepsine birer dizi yapalım mantığı doğru değil.
TÜRKİYE'DE ÇOK JÖN VAR
* Dizilerde oynamak sizin kariyerinize çok şey kattı değil mi? Hiç yumuşak cümleler kurmaya gerek yok. Dizide oynamanın en büyük getirisi maddidir. Yüksek bir tempoda çalıştığınız için götürüsü de fazla, çok yoruluyorsunuz.
* Size 'Türkiye'nin yeni jönü' dedikleri zaman gülüp geçiyormuşsunuz... Nereye koyuyorsunuz kendinizi? Ben sadece bir oyuncuyum... Beni jönlüğe yakıştırıyorlarsa teşekkür ederim.
* Sizce Türkiye'de jön eksiği var mı? Yok, hatta çok jön var... Kadir İnanır hâlâ oynuyor işte... (gülüyor) Ben aslında o jönlüğün kriterlerini de bilmiyorum. Çünkü benim bir ayağım, bir kolum, hatta yarımdan fazlası hâlâ tiyatro sahnesinde.
* Yakışıklılığınızın oyunculuğunuzun önüne geçtiğini düşündüğünüz oluyor mu? Hayır, oyuncunun malzemeleridir tüm bunlar. Fiziği enstrümanlarından biridir. Ama insan, bu vücudun içinde bulundurduğu ruhu da yansıtmalıdır.
* Soğuk ve ciddi bir havanız var ekranda ama hiç öyle değilmişsiniz... Çocuksu filanım değil mi? (gülüyor) Bence hiçbir oyuncunun içinde o çocuk ölmemiştir. Televizyondaki duruşum rol gereği olabilir mi acaba? Eğer rolün gereği fazla kaçtıysa, o benim hatamdır.
* 30'lu yaşları geçtikten sonra şöhret oldunuz, tanındınız. Geç gelen şöhret daha mı kalıcı oluyor? İnanın benim şöhretle, ünle ilgili hiçbir düşüncem yok. Buna ben sadece 'tanınmışlık' diyorum. Oyuncu bence bunlarla ilgilenmemeli, ben de ilgilenmiyorum. Eskişehir'de doğdum, karasal iklimde büyüdüm, bir yanım köyde büyüdü, yetişti; toprağın, ürünün içinde... Ne ünü, ne şöhreti? Bu bir hedef olamaz benim için.
DALIŞ TUTKUNUYUM
* Ortalarda görünmüyorsunuz... Görünmenize gerek yok sizi buluyorlar zaten... Çok da çirkin bir durum... Özel hayatı insanlar merak ediyor zihniyeti yanlış.
* Peki nasıl bir hayatınız var, nerelere gider, nasıl yaşarsınız? Dalış tutkunuyum, yamaç paraşütü yapmayı çok severim. Klasik müzik dinlerim. Sohbet ederek eğlenirim. Dünyada en çok sevdiğim şey konuşmaktır. İstanbul'da nerede blues ve caz çalıyorsa beni oralarda bulabilirsiniz.
* 'Oyunun Oyunu' komik ve temposu yüksek bir oyun. Oyun bittikten sonra sizi kan ter içinde görüyoruz. Çok yoruluyor musunuz oyun sırasında? Evet, ama bayılıyorum o duruma. Oyunun içinde biz oynarken de tıptı o hikayedeki gibi aksilikler oluyor. Benim en çok zevk aldığım noktalar da işte o anlar...
ALKIŞ SADECE GÖSTERGEDİR
* Oyunun sonunda izleyenleri selamlama faslını diğer oyunculara nazaran çok kısa kesip hemen kaçıyorsunuz. Bu bir tarz mı? Evet, 10 senedir sahnedeyim, hep öyle selam veriyorum ben.
* Utangaçlık yüzünden mi? Oyuncu sahnede bir sırdır ve sır olmayı becermelidir. Seyircinin alkışladığı şey oyuncunun performansı olabilir ama bundan övünç çıkarmak kimin haddine? Bundan sadece belli ölçülerde övünç çıkarılır. Ben de o ölçüde selamımı veriyorum. Seyirci asıl övgüyü alkışlarken vermez aslında, sizi takip ederek, size tepki vererek, gülerek verir ve asıl övgü budur benim için. Finaldeki alkış son bir göstergedir.
* Türk seyircisi aslında iyiyi de kötüyü de alkışlıyor, öyle değil mi? Evet, yurtdışında gerçekten beğenmedikleri zaman alkışlamıyor halk, kalkıp gidiyor. Böyle bir seyircinin karşısında daha uzun selam vereceğime şimdiden söz veriyorum.
* 'Tiyatro bir yaşam biçimidir asla ihaneti kabul etmez' yazıyor internet sitenizde. Dizilerde oynayarak ihanet etmiş oluyor musunuz tiyatroya? Eğer, oyun yerine bir diziyi tercih ediyorsanız, bu bir ihanettir. Ama asıl demek istediğim: Tiyatro bir yaşam biçimidir. Oyuncu gibi yaşamak gerekir.
Nurgül'ü merak ediyordum
* 'Ezo Gelin' gibi oturmuş bir diziye sonradan dahil olmak riskli değil miydi? Ama şöyle bir şey var; 'Ezo Gelin' eski 'Ezo Gelin' değil ki. Her şey değişti; senaryo, cast vs... İsmi devam ediyor olsa da aslında yeni bir işti benim için.
* İzleyici kitlesi de sanki siz diziye dahil olduktan sonra değişti? Evet, izleyici yelpazesi genişledi. Zaten reytingler de bunu gösteriyor.
* Nurgül Yeşilçay'la karşılıklı sahneleriniz var. Aranız nasıl? Nurgül benim hep merak ettiğim bir oyuncuydu. Onunla çalışmayı istediğim için biraz da 'Ezo Gelin'e girdim. Onun hakkında benim yorum yapmama gerek yok, zaten kendini kanıtlamış bir oyuncu.
Eşim benim için çok ünlü bir oyuncu
* Gün geçtikçe artan bir hayran kitleniz var. Ama bu 'genç kızların sevgilisi' durumu değil. Siz de bu ilginin farkında mısınız? Evet, torundan anneanneye kadar var. (gülüyor) Bir gün bir anneanne torununun elini tutmuş yanıma geldi ve "Biliyor musunuz torunuma sizin olduğunuz sahneleri izlettirmiyorum çünkü kıskanıyorum" dedi. Gerçekten bu anı birkaç kere yaşadım. Çok hoş bir duygu.
* Kadınlar ne buluyor sizde? Aşk sahnelerini samimi oynamaya çalışıyorum. Sanırım onların ihtiyaç duyduğu şey de bu, samimiyetime inanıyorlar. Benim bu cevabı vermem doğru olmaz, onlara sormak daha doğru.
* Yoruluyor musunuz peki bu ilgiden? Kadınların ilgisinden, samimi oldukları sürece yorulmam.
* Ama uygun olmayan zamanlarda öpmek veya konuşmak isteyebilirler... Hiç terslemiyor musunuz? Niye tersleyeyim ki, hemen öperim, konuşurum.
* Bu yoğun ilgi bir oyuncu için ne ifade ediyor? Bir çeşit ego tatmini mi? Zaten benim amacım insanlara ulaşmak değil mi? Onlara ulaşabilmek için oyunculuk yapıyorum. Seyirci olmazsa oyunculuğun anlamı yok. Yaptığınız şeyin karşılığını böyle güzel alıyorsanız, daha değerli bir şey yok.
* Evli olduğunuz doğru mu? Evet. Yaklaşık bir yıllık evliyim.
* Bu aşırı ilgi kıskançlıklara yol açıyor mu peki? Hayır, çünkü eşim de oyuncu, bu yüzden çok anlayışlı.
* Tanıdığımız biri mi? Çoooook ünlü birisi benim için... Sizin için değil, o yüzden önemi yok... (kahkahalar)
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
buckel
BAŞKAN
    
BAŞARI: 31
Offline
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 880
|
 |
« Yanıtla #5 : Nisan 01, 2008, 03:44:47 ÖÖ » |
|
Cem Özer makyajla Cemil İpekçi oldu!
İlker GEZİCİ/ MAGAZİN
Eşi Nurgül Yeşilçay'ın rol aldığı 'Ezo Gelin' adlı diziye konuk olan Cem Özer, makyajla modacı Cemil İpekçi'ye benzetildi..
Cem Özer makyajla Cemil İpekçi oldu! Daha önce 'Melekler Adası' adlı dizide ve 'Adem'in Trenleri' adlı sinema filminde birlikte rol alan Nurgül Yeşilçay-Cem Özer çifti bu kez de 'Ezo Gelin' adlı dizi için birlikte kamera karşısına geçti. Başrolünde Yeşilçay'ın rol aldığı dizide konuk oyuncu olarak boy gösteren Cem Özer, kendisine yapılan makyaj sonucunda ünlü modacı Cemil İpekçi'ye benzedi.
OĞLUM 'ANNE' DERDİ Görüntüsüyle herkesi şaşırtan Özer, "Amacım Cemil İpekçi'ye benzemek değildi. Makyajdan sonra ortaya bu görüntü çıktı" diye konuştu. Ünlü oyuncu sözlerini, "Oğlum beni böyle görseydi, bana 'baba' yerine 'anne' derdi. Nurgül yerine Kenan İmirzalioğlu ile oynamak istiyorum" diyerek sürdürdü. Yeşilçay ise, "Ben kesmem artık Cem'i" diye konuştu.
KADIN ROLÜYDÜ Özer bu rolü canlandırmaya nasıl karar verdiğini ise şu sözlerle anlattı: "Bu rol Nurgül'ün bana kazığıdır. Evde senaryoyu okuyordu ve bu rol esasında kadındı. Nurgül, 'Kadın modacı olmaz, başka bir cins olmalı' dedi. Ben de, 'Bu rolü ben oynamalıyım' diyerek espri yaptım. Ardından beni setten aradılar ve çekim saatimi söylediler. Yüzümde makyajımla sete gelene kadar, yolda herkes beni Cemil İpekçi zannetti."
Gelinlik giymeyi hiçbir zaman hayal etmedim Cem Özer ile evlendiği zaman gelinlik giymeyen Nurgül Yeşilçay, dizide rol gereği gelinlik giydi. Gelinlik giymeyi sevmediğini belirten güzel oyuncu şöyle konuştu: "Benim hiçbir zaman gelinlik hayalim olmadı; hala da yok. Gelinlik giymeyi rahatsız olduğu için, kabarık olduğu için sevmiyorum. Ama giyenlere de saygı duyuyorum. Evliliğim apar topar olmasaydı bile, normal, beyaz bir kıyafet giymeyi gelinlik giymeye tercih ederdim. Altına da topuklu değil spor ayakkabı giyerdim çünkü düğünümde rahatça oynamak ve döktürmek isterdim."
Kaynak: Sabah.com.tr
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
|
refiye nur
hepdizi kelebeği
  
BAŞARI: 12
Offline
Mesaj Sayısı: 237
|
 |
« Yanıtla #7 : Nisan 17, 2008, 11:42:01 ÖS » |
|
1- Reklamda Show TV’nin “ezik” dönemi bitecek. Yapılan müthiş indirimler ortadan kalkacak. Reklamverenlerin uzun vadeli ödemeleri de kabul edilmeyecek. Kısacası Show’un reklamını toplayan Zedpaş artık “ağır” bir firma olacak.
2- Show TV’nin tüm gelir ve gider dengesi her şeyiyle Saner Ayar’a ait olacak.
3- Bu gelir dengesi içinde önemli bir kalem tutan, milyon dolarlar sağlayan “cep telefonu” gelirleri eskisi gibi gözardı edilmeyecek. Zeynep Karamehmet’in eşi Fırat Gönenç’in kontrolü altında olan Show TV’nin telefon gelirleri artık tamamen Saner Ayar’ın kontrolüne geçecek. Ve Show TV’nin finans gücünün yükseltilmesi için kullanılacak.
4- Yapımcılara olan borçlar, patronajın sağlayacağı finansla bir an önce kapatılacak ve Show’un, yapımcılara olan “ezik”liği bitecek. Ve bunun sonrasında rating ve reklam almayan programlar (çok borçlu olmanın çaresizliği içinde bugüne dek sessiz kalındığı ve artık ödemeler yapılacağı için) hemen kaldırılacak.
5- Show TV içersinde çeşitli konumlarda müdür olarak ismi anılan şahısların artık yapımcılarla maddi konuları konuşması, pazarlık yapması ortadan kalkacak, sadece Saner Ayar buna karar verecek.
6- Yine Show TV’de müdür olarak çalışan ama dışarıda hazırlanan yapımlarda çeşitli isimlerle (program yönetmeni, program koordinatörü v.s) yapımcılardan maaş alınması engellenecek.
7- Show TV’de yönetici konumundaki isimlerin özel hayatlarına da dikkat etmesi istenecek. (Son dönemde dizilerde, yarışmalarda v.s oynayan kişilerle ilişkiler ile ilgili çok dedikodu vardı ortada) (Mini not: Hatta özellikle Bebek’teki Lucca Bar’ı Saner Ayar’ın bizzat gözetime alacağı öğrenildi!!!)
8- 10 share’in altındaki tüm programlara 15 gün üre verilecek, yükselmezse kaldırılacak
9- Show TV’nin sadece yarışma ve Kurtlar Vadisi’ne endeksli olması devri kapatılıp, yeni projeler üretilmesi için Show TV kadrosuna yaratıcı isimler transfer edilecek. Var Mısın Yok Musun yarışması, Kurtlar Vadisi ve Doktorlar devam edecek. Ama acilen programlara çeşitlilik kazandırılacak.
ucankus alıntıdır....
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
|
|