AvanTgarde
Yönetim Kurulu Başkanı
     
BAŞARI: 23
Offline
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 7113
|
 |
« : Mayıs 11, 2008, 05:00:07 ÖS » |
|
Ben aşk diye buna derim
Şov dünyasındaki ünlü kadınların sevgilileri genelde para ve mevki sahibi insanlar olur... Ve bu da beraberinde şöyle bir tartışmayı gündeme taşır: "Ünlü kadınlar niye hiç kariyer ve para sahibi olmayan insanlara âşık olmaz?" Aslında bunun birçok sebebi var. Ama öyle sanıyorum ki, en geçerli olanı şu: Şöhretli kadınları taşımak hem maddi, hem de manevi olarak zor bir iş... Bu ağır sorumluluğun altından da ancak böyle insanlar kalkabiliyor... Ha, bunun adı ne kadar "aşk", soyadı ne kadar "mantık", onu bilemem... Şov dünyasında yazılı olmayan ama genelde uyulan bu kurala uymayanlar da yok değil... Ara sıra da olsa çıkan bu "istisna"lar elbette ki "kaide"yi bozmuyor. Maşallah o sapasağlam duruyor. Bu konuya girmemin sebebine gelince. Sinop'ta filizlenir filizlenmez kokusu İstanbul'a kadar gelen çiçeği burnunda taze bir aşk... Devin Özgür Çınar'la Timuçin Esen'in bir dargın bir barışık süren aşkı bir süre önce tamamen bitti. Devin Özgür Çınar, atv'de ekrana gelen "Parmaklıklar Ardında" dizisine başladığında moda deyimle "kalbi boş"tu... Sinop'ta doğan aşk İstanbul dışındaki uzun süreli dizi ya da film çekimleri yeni aşkların filizlenmesi için müthiş ortamlar yaratır. Bu kez de öyle oldu. "Parmaklıklar Ardında" dizisinin başrol oyuncularından Devin Özgür Çınar'la dizinin kamera asistanı Mehmet Uğurlu arasında müthiş bir aşk doğdu. Ancak aynı sette Mehmet Uğurlu'nun eski bir aşkı da çalışıyordu. Devin Özgür Çınar, ileride sette bir huzursuzluğun yaşanmaması için sevgilisinin eski aşkı olan dizi ekibinden Özlem Aksoy'a gidip Mehmet Uğurlu ile olan aşklarını açıkladı. Hayli medeni ve cesur bir adım... Devin Özgür Çınar, özel hayatıyla gündeme gelmeyi sevmeyen bir oyuncu. Bunu bildiğim halde bu konuyu yazmamın sebebi şu: Şov dünyasının ünlü kadınlarının, maddi ve manevi açıdan güçlü erkeklerle aşk yaşarlar kuralının herkes için geçerli olmadığını göstermek. Devin Özgür Çınar'ın kamera asistanı Mehmet Uğurlu'dan "sevgi"den başka ne çıkarı olabilir... Hiç... "Seviyeli ilişkiler" için bir şey diyemem ama böylesi çıkarsız aşklara da şapka çıkarılır...
MILLIYET - ALICE
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
AvanTgarde
Yönetim Kurulu Başkanı
     
BAŞARI: 23
Offline
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 7113
|
 |
« Yanıtla #1 : Mayıs 11, 2008, 05:00:21 ÖS » |
|
Gardiyan Gülten gaddar bir kadın değil!
MUSTAFA KIZIL / MAGAZİN
Parmaklıklar Ardında'nın acımasız gardiyanı Gülten rolüyle izleyicinin karşısına çıkan Zehra Alptürk: "Gülten aslında gaddar değil. Hayatta hep ezilmiş, korkak bir kadın" diyor..
Dizilerin vazgeçilmez kötü kadını Zehra Alptürk, 'Parmaklıklar Ardında' dizisinde de 'acımasız gardiyan Gülten' rolüyle izleyicinin karşısına çıkıyor. Alptürk, bu o tarz rollerde oynamasına karşın, izleyiciden çok güzel tepkiler aldığını söylüyor. Uzun yıllardır oyunculuk yaptığını fakat şimdiye kadar emeğinin hakkını almadığını belirten başarılı oyuncu, 'Parmaklıklar Ardında'dan sonra oyunculuğu bırakacağını açıkladı.
CİLVEYİ BİLMİYOR
* Parmaklıklar Ardında dizisinde sizi çeken ne oldu? Bir projeye başlarken hiçbir karakter beni çekmez. Gülten rolü vurucu olmasına rağmen ilk başlarda küçük bir roldü. Ama aslında karaktere bakarsanız, bu kadın 'karakterli karaktersiz'.
* Evet biraz öyle aslında... Çünkü evinde ezik bir kadınken hapishanede bambaşka bir hale bürünüyor... Aslında hepimiz evlerimizde farklıyız, sokakta farklıyız. Sevgilimize başkayız, çocuğumuza başkayız. Gülten evde ezilen, sokakta korkan bir kadın. Sevgilisiyle cilveleşen ama bir o kadar da cilveleşemeyen bir kadın. Cilvenin ne olduğunu bilmeyen bir kadın. Hapishanede gaddar. Ama sadece kafasında kurduğu 'suçlu suçludur ve cezasını çekecektir' düşüncesinden dolayı böyle davranıyor.
* Ne olursa olsun Gülten dişli ve sivri bir karakter. İnanın bana başlarda böyle değildi. Gülten sıradan bir gardiyandı. Senaristimiz Gülten Çiçekoğlu'nun beni tanımasıyla başladı bu durum. Hiçbirimiz kendi çirkin taraflarımızı, estetik olmayan taraflarımızı göstermek istemeyiz. Ben, tam tersi gösterme taraftarıyım. Saçımdaki beyazlığı, boynumdaki kırışıklığı, yüzümdeki çizgileri çirkin görmüyorum. Güzel olmak zorunda değilim. Bir karakter çirkinse çirkini de oynarım. Çok güzelse zaten beni oynatmazlar.
* Bu tarz karakterler iyi tepkiler almazlar. Mesela zamanında Erol Taş'ı hırpalamışlardı. Size tepkiler nasıl? Dışarıda pek çok kişi "Siz çok iyisiniz neden kötülük yapıyorsunuz?" diye soruyor. Birkaç psikopatın dışında bana 'kötü kadın' tarzında bir tepki gelmedi. "Yapmayın öyle, siz öyle değilsiniz" diyorlar sürekli.
* Canlandırdığınız karakterlerin genelinde bir dominantlık var... Gerçek hayatta da dominant mısınız? Onu arkadaşlarıma sormak daha doğru olur. Yanlış bulduğum şeylere müdahele ederim. Ama da o insanına göre değişir. Herkese müdahale etmem. İnsanları koruma altına alma huyum vardır.
* Kaç yıldır oyuncusunuz? Oyunculuğa çok uzun yıllar önce başladım. Ama ekran hayatım çok fazla değil. 'Yasemince' ile başladım. Ondan evvel ufak tefek rollerim oldu. 'Kara Melek', 'Yasemince'nin son birkaç yılında başladı. Oynadığım diziler uzun soluklu olduğu için çok uzun yıllardır ekranlardaymışım gibi geliyor. Zaman zaman tiyatro yaptım. Belli dönemlerde ara verdim. .
* Sinop'ta çekimler nasıl gidiyor? Rahat mısınız? Çekimler beni çok zorluyor. İklime uyum sağlayamadım. Hiçbir şey yiyemedim. On beş günde dört kilo verdim. İklim bana çok sert geldi. Ve çok rutubetli. Çekim yaptığımız Sinop Cezaevi bildiğiniz gibi taştan yapılmış. 10 yıldır da kullanılmıyor. Ne kadar ısıtırsak ısıtalım, setler bir türlü ısınmıyor.
30 YILDIR SUÇ YOK
* Sinop halkının tepkisi nasıl oyunculara karşı? Sinop halkı elinden gelen her şeyi yapıyor. Bir kere çok sıcaklar. Nereye girersem sürekli bir şeyler ikram geliyor. Doğası inanılmaz. Neredeyse 30 yıldır suç işlenmemiş. Dükkanların kapıları kimse olmasa bile açık. Bazen alışverişe gidiyoruz. Dükkanda kimse olmuyor. Sahipleri geldiğinde "Neden bekliyorsun al istediğini sonra ödersin" diyorlar. Biz böyle şeylere alışık değiliz.
* Oyunculuğu bırakma gibi bir düşünceniz olduğunu duyduk. Doğru mu bu? Yoruldum artık... Zaten bir dizi başlasın, o bitsin, başkasına geçeyim diyen bir oyuncu asla değilim. Belirli aralıklarla oynadım sürekli. Ve artık genç değilim. Yeni bir şeye kalkışmak bana artık zor geliyor. Oynarsam bile artık misafir oyuncu olarak rol alırım. Bir kaç bölüm misafir oynarım, çıkarım sonra. Sürekli bir dizi artık düşünmüyorum.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
AvanTgarde
Yönetim Kurulu Başkanı
     
BAŞARI: 23
Offline
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 7113
|
 |
« Yanıtla #5 : Mayıs 11, 2008, 05:01:25 ÖS » |
|
Kötü karakterleri daha iyi oynarım
'Parmaklıklar Ardında' dizisinde, bir kuşun kafasını koparıp sonra kanını emdiği sahneyle dikkatleri üzerine çeken Özgül Kavruk, kötü karakterlerin oyuncusu olduğunu söylüyor..
atv'nin sevilen dizisi 'Parmaklıklar Ardında'da Beray karakterini canlandıran, eski manken Özgül Kavruk performansıyla göz dolduruyor. Dizinin en çok tartışılan sahnelerinden biri olan; kuşun kafasını koparıp kanını emmesiyle diziye sert bir giriş yapan oyuncu, bu sahnede zorlandığını söylüyor. 2000 yılından bu yana oyunculuk camiasında bir çok dizide izleyicinin karşısına çıkan Kavruk, özellikle kötü ve sivri karakterleri canlandırdı. Bu rolleri iyi oynadığına inanan güzel oyuncu, yapımcıların da bundan dolayı ona bu rolleri teklif ettiğini düşünüyor.
* Parmaklıklar Ardında'da sert bir karakteri canlandırıyorsunuz... Gelen tepkiler nasıl? Güzel tepkiler alıyorum. Vakit buldukça forumları geziyorum. 'Beray'ı çok beğeniyorlar. Onun o 'cool' tavrını, az konuşmasını ve özellikle bakışlarını çok beğenmişler.
KUŞ SAHNESİ ZORLAMADI * Kuşun kafasını kopardığınız sahnelerinize gelen tepkiler nasıldı? Hikaye bunu gerektiriyordu. Beray'ın hikayesi hapisten kaçma üzerine kurulu. Hapisten kaçıp eski sevgilisini bulup onunla yüzleşmek istiyor. Aslında doğayı, hayvanları seven bir kadın. Hapisten kaçma isteği o kadar yüksek ki, beslediği güvercinlerden birisinin kafasını koparıp hapisten kaçma planını uygulamaya başlıyor. Çok sert bir giriş yaptı ama o karaktere uygundu. İyi tepkiler aldık.
* Zorlandınız mı o sahneyi çekerken? Zorlanmadım. Diziye ilk başladığımda, çektiğim ilk sahne bu kuşlu sahneydi. Yardımcı yönetmenimiz özellikle bir an önce havaya girebilmem için o sahneyi öne aldı. Çok da iyi yaptı.
* Bu kadar kadınla birarada çalışmak zor olmuyor mu? Sinop'ta olmak yeterince zorluyor bizi. İstanbul'a alışıp daha sonra burada çekim yapmak gerçekten çok zor oluyor. Çektiğimiz iş hapishanede olduğu için ister istemez etkiliyor bizi. Bir negatiflik oluşturuyor. Onun stresini yaşıyoruz. Sinop'ta yapabilecek bir şey de olmadığı için bütün günümüz hapishane ve otel arasında geçiyor. Yirmi dört saat sürekli iç içeyiz. Ara sıra hır gür oluyor. (gülüyor) İnsan yeri geliyor kendi ailesi ile bile anlaşamıyor.
OYUNCU MİLLETİ BİRAZ ARSIZDIR * Genelde sert karakterlerde gördük sizi. Niye böyle rolleri tercih ediyorsunuz? Bu karakterleri çok iyi oynuyorum. Firmalar da çok fazla uğraşmak istemiyorlar. Emin oldukları insanları seçiyorlar. Şu ana kadar canlandırdığım karakterler sert ve dişi... Artık ne çıkartabileceğimi bildikleri için beni tercih ediyorlar.
* Sürekli aynı tip karakter canlandırmak sizi rahatsız etmiyor mu? Hem 'evet', hem 'hayır'. Oynadığım karakterleri seçerek oynadım. Karakteri ya da ekibi beğenmediğim için altı ay çalışmadığım oldu. Oyuncu milleti biraz arsızdır. Sürekli değişik roller oynamak ister. Ben de rollerimde ufak da olsa farklılıklar çıkarmaya çalışıyorum.
* Kötü karakterleri oynayan insanlar sokakta sevilmiyor. Siz bu tarz tepkilerle karşılaştınız mı hiç? Tam aksine bana böyle bir şey gelmedi. Seyirci çok bilinçlendi artık. Zamanında Erol Taş'ı taşladıkları zamanlardaki seyirci kitlesine sahip değiliz. Ters bir tepkiyle karşılaşmadım. Herkes karakteri ne kadar iyi canlandırdığımı söylüyor.
* Sekiz yıldır oyuncusunuz... Hak ettiğiniz yerde olduğunuzu düşünüyor musunuz? Buna da hem 'evet' hem 'hayır' diyeceğim. Kişisel tatmin olarak oynadığım dizilerin kalitesinin artışının, karakterlerin baskınlığının artışını düşünürsek, 'evet hakettiğim yerdeyim' diyorum. Ama medyatik bir oyuncu olmamam, iş hayatımda bir dezavantaj olarak dönüyor.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
AvanTgarde
Yönetim Kurulu Başkanı
     
BAŞARI: 23
Offline
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 7113
|
 |
« Yanıtla #6 : Mayıs 11, 2008, 05:01:35 ÖS » |
|
Eroinmanı oynamak benim için biçilmiş bir kaftan oldu atv'nin beğeniyle izlenilen dizisi 'Parmaklıklar Ardında'nın eroinman ve asi kızı 'Nurgül'ü canlandıran Mine Çayıroğlu: Oyuncu kendini yenilemeli ve farklı rolleri denemeli.. Mine Çayıroğlu iki sene kadar süren suskunluğunu atv'nin 'Parmaklıklar Ardında' adlı dizisiyle bozdu. B2 koğuşunun hanımağası 'Nur'un (Selda Alkor) kızı 'Nurgül' olarak karşımıza çıkan Mine Çayıroğlu bu rolle ilgili şunları söylüyor: "Oyuncu için bir eroinmanı oynamak büyük bir şans. Nurgül'ün hikayesi çok değişik. Bu hikaye hayatın içinden, yaşamın bir başka karesinden. Daha önce hiç eroinmanı oynamamıştım. Bu rol benim için biçilmiş bir kaftan oldu." Bundan dört sene önce 'Zümrüt Gibi' isimli bir albüm çıkaran Çayıroğlu ikinci albümü için de kolları sıvadı. Müzikal anlamda kendini yetiştiren ünlü oyuncu yeni albümünden çok umutlu...
BİR EROİNMANIM!
* Uzun bir aradan sonra 'Parmaklıklar Ardında' adlı dizide rol alıyorsunuz. Dizi tekliflerini kabul etmiyorsunuz diye biliyorduk... Öncelikle teklif Zehra Alptürk tarafından geldi. Önceden de bir projede çalışmıştık beraber. Çok da sevdiğim bir insandır. O yüzden onu kıramadım. Onun dışında, proje ve cast çok sağlam. En önemlisi de, 'Parmaklıklar Ardında' şu an televizyonda oynayan diğer dizilerden farklı ve çok kaliteli. Dizide canlandırdığım Nurgül karakterini de çok sevdim. Çekimlerin yapıldığı Sinop'a da çok içime sinerek ve severek gidiyorum.
* Nurgül biraz aykırı, uçarı bir karakter. Siz de dışarıdan özgür birine benziyorsunuz. Rolü sevmenizde bu da bir etken olabilir mi? Oyuncu için büyük bir şans. Çünkü birbirlerine yakın rolleri oynamak her zaman dezavantajdır. Nurgül'ün hikayesi çok değişik. Bir eroinmanı oynuyorum. Yaşamın içinden, yaşamın bir başka karesinden... Bunu yaşatmak zorunda olduğum için bu rol beni çok cezbediyor. Daha önce bir eroinmanı oynamamıştım. Bu rol benim için biçilmiş kaftan oldu. Ayrıca yaşanan anne-kız ilişkisi de beni çok etkiliyor. Çekimlerden sonra bile etkisinde kalıyorum. Bir de çok dokunaklı bir öyküsü var Nurgül'ün. Seyirciyi de mutlaka etkiliyordur.
* Rolünüzle izleyiciye bir de mesaj veriyorsunuz herhalde... Sinema filmlerinde mesaj verme endişesi olmaması lazım. Çünkü sinema daha özgür bir alan. Fakat televizyon dizilerinde mutlaka bir mesaj olması gerekiyor. Ben 'Nurgül' karakteri ile uyuşturucunun bir insanın hayatını nasıl altüst ettiği, ilişkileri ne kadar bozduğunu anlatıyorum.
* Diziye konuk oyuncu olarak girmiştiniz ama kaldınız... Artık dizinin kadrosunda mısınız? Bunu gerçekten bilmiyorum. Ben gittiği yere kadar bu dizide rol almak isterim ama yapımcının bileceği bir şey. Hikayenin gidişatına göre yapımcı karar verecek ve görünen o ki benim rolüm çok da uzun ömürlü bir rol değil.
ÖZGÜR RUHLU KIZ
* Saçlarınızı kısacık kestirdiniz. Neden böyle bir imaj değişikliğine gittiniz? Değişiklik istedim. Canlandırdığım karakterin de yapabileceği bir şeydi bu. Çünkü özgür ruhlu bir kız, çok fazla dengeli yaşayan biri değil. Psikolojik sorunu olan insanlar hırsını genelde saçlarından alır ya, sanki Nurgül de öyle canı sıkılmış, saçlarını kesmiş gibi durdu. Yeni görüntüm, beni hep uzun saçlı görmeye alıştıkları için insanları şaşırttı.
* Evet, yıllardır uzun saçlı gördüğümüz için sizi, bir anda kısa saçı yadırgadık... Şoka giren çok insan oldu. Mesela aileme söylememiştim saçımı kestirdiğimi, geçenlerde doğum günü kutlaması için biraraya geldik. İlk orada gördüler, çok şaşırdılar ama çok da beğendiler. Seyircinin de şaşırması çok normal.
* Oyuncunun rolüne göre görüntüsünü de değiştirebilmesi avantaj değil mi? Tabii, zaten oyuncu mutlaka değiştirmeli kendisini. Ayrıca farklı rolleri alabilmek adına da bunu yapmak lazım. Oyuncu mutlaka kendini yenilemeli ve farklı roller denemeli. Yurtdışında rolleri için 20-30 kilo alıp veren oyuncular var. Ama onların maddi anlamdaki kazançları ile bizimkiler boy ölçüşemez. Yurtdışındaki oyuncular bir film çeviriyor, sonra üç-beş sene ortadan kaybolup o filmin parasını harcıyor. O arada da kendini baştan aşağı yeniliyor tabii.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
|
|